Can DÜNDAR

İktidarın yeni sopası: Yargı

Can DÜNDAR
  17-11-2025 12:48:00

TÜRKİYE'YE DAİR

     Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 3 Kasım'da Kürt lider Selahattin Demirtaş'ın dokuz yıldır süren tutukluluğunu, "siyasi olduğu" gerekçesiyle hukuksuz buldu ve acilen tahliyesini istedi. Bu, mahkemenin üçüncü kararı... Erdoğan hükümeti ilk ikisine uymadı; sonuncuya itiraz etti, itirazı reddedildi. Erdoğan'a sordular: "Bu ülke, bir yargı ülkesidir. Yargı ne derse ona uyarız" dedi.
     Kullanılan sözcük herkesin dikkatini çekti: "Hukuk devleti" değil, "yargı ülkesi"... "Hukuk", evrensel ilkeler bütünü... "Yargı", -bugünün Türkiye'sinde- hükümetin emrinde bir kurum... Yani Erdoğan, "yargı ne derse" derken, aslında "ağzımdan ne çıkarsa" demek istiyor.
     2010'daki anayasa değişikliği ile Erdoğan, yargıyı kendisine bağladı. O günden beri, muhaliflerini bertaraf etmek için –hukuksuz bir şekilde- yargı silahını kullanıyor. 2014'te Cumhurbaşkanı adayı olan Demirtaş'ı, 2016'da dokuz milletvekiliyle birlikte tutuklattı.
     2019'da İstanbul'da yerel seçimi kaybedince yine yargı kararıyla seçimi iptal ettirdi. Yenilenen seçimde yine kaybetti. İstanbul'u kazanan İmamoğlu'nun kendisine karşı aday olacağını anlayınca önce, 35 yıllık üniversite diplomasını iptal ettirdi.  Hemen sonra da geçen Mart'ta -yine yargı silahını kullanarak- onu "suç örgütü lideri" ilan etti ve hapse attırdı. Geçen hafta, -tutuklanmasından sekiz ay sonra- açıklanan iddianameyle İmamoğlu hakkında 2 bin 420 yıl hapis cezası isteniyor. Ana muhalefet partisi CHP'ye göre bu, bir "yargı darbesi"...
     ABD Hava Kuvvetleri'nde savcılık yapmış Tümgeneral Charles J. Dunlap, bu ismi daha 2001'de koymuştu. Dunlop, "Hukukun Savaş Silahı Olarak Yeni Kullanımı" başlıklı makalesinde "warfare" (savaş) kavramını "lawfare"e dönüştürmüştü. Soğuk savaş sonrası dünyada artık askeri darbelere gerek kalmamış, yargının ele geçirilmesi, iktidarı sürdürmeye yeter hale gelmişti. Latin Amerika'da ilk denemeleri yapılan bu yeni baskı biçimi, hızla Brezilya'dan Hindistan'a, Türkiye'den ABD'ye yayıldı. Bugün Erdoğan, yargıyı, rakiplerini hapsetmekte, muhalif partilerin kongrelerine müdahale etmekte, medyayı tamamen susturmakta, büyük sermayeye el koymakta kullanıyor. Bunlara rağmen sandıkta yine de kaybederse, sonuçları tanımamak için emrindeki savcı ve yargıçlar hazırda bekliyor.
Siyaseti mahkemede yapan iktidar karşısında muhalefete tek bir seçenek kalıyor: Siyaseti mahkemeden, sokağa çıkarmak...

BİZE DAİR

     İmamoğlu iddianamesi yaklaşık 4 bin sayfa... Bir gazetecinin bu karmaşık metni detaylı okuyup kamuoyunu aydınlatabilmesi, aylar sürebilir. Tuzak da burada zaten: Savcı, gizli tanık ifadelerine dayalı devasa bir metinle Erdoğan'ın rakibini suçlu ilan ediyor; hapisteki muhalifin kendini savunması, medyanın işin aslını ortaya çıkarması aylara yayılıyor. O arada kamuoyu çoktan suçluluğa inandırılmış oluyor. Kimi meslektaşlarımız, metni yapay zekaya okutup özet çıkarttırmayı denedi; ama bu da çare değil. Galiba çare, iktidar yargısının metinleriyle vakit kaybetmek yerine, yargının iktidarın emrinde olduğunu ısrarla hatırlatan ve mücadeleyi hukuki alandan siyasi alana çeken bir savunma stratejisi...
     Hepinize iyi haftalar...

Can Dündar

  Bu yazı 5764 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım