|
Erdoğan, krizlerden avantajla çıkma yeteneğiyle biliniyor.
Gezi direnişinde ülke ona karşı ayağa kalktı, ama peşinden gelen Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 52'ye yakın oy aldı.
Doğrudan kendisini ilgilendiren 17-25 Aralık skandalını 4 bakanın sırtına yıkıp aradan sıyrıldı.
15 Temmuz darbe girişiminden bir sıkıyönetim ve tek adam rejimi çıkarmayı başardı.
Sanırım son 8 yıldır ilk kez, karşı karşıya kaldığı ciddi bir kriz karşısında hamle yapamıyor. Gemisi hızla su alıyor, muhalefet bastırdıkça bastırıyor ve o, -sadece o da değil- ittifak ortağı, bakanları, bürokratları çaresizce seyrediyor.
İktidar cephesindeki bu felç halini sezen CHP lideri ise atağa kalktı, vurdukça vuruyor. Merkez Bankası baskını olağanüstü bir hamleydi. "Ekonomiyi batırmanıza izin vermeyiz" mesajıydı.
Peşinden daha etkili bir hamle geldi: Çözülmeye başlayan bürokrasiye, "iktidarın suçlarına alet olmayın, hesap verirsiniz" mesajı, Erdoğan'ı panikletmeye yetti. Ankara'yı tanıyanlar bilir; iktidar sallanma alameti gösterdi mi, bürokrasi de beklemeye çekilir. Güç dengelerinin ne yönde değiştiğine bakarak karar verir. Yoğunlaşan sızıntılardan anlaşılıyor ki, bürokratlar gideni ve gelmekte olanı sezmiş, işe koyulmuş bile...
Ve nihayet siyasi cinayetler konusu... Yine Kılıçdaroğlu, muhtemel bir kaos planının önünü kesmek için siyasi cinayetlerle ilgili kaygısını dile getirdi. Erdoğan'ın avukatlarının bu konudaki savcılık başvurusu, yine yapılan hamlenin isabetini gösteriyor.
Normal karşılanması gereken bir, "uçakta ekonomi uçma" jestinin bile muhalefete prim yazdığı, MHP liderinin açıktan koalisyon ortağına tavır aldığı bir siyasi iklimdeyiz. Erdoğan'ın devrilmemek için şapkadan tavşan çıkaracağı beklentisi, yerini "Erdoğan belli koşullarla çekilme pazarlığı yapıyor" söylentilerine bıraktı.
Algıda iktidar gemisi çoktan batmışa benziyor; batan geminin çatırtısını günden güne daha çok işiteceğiz.
|