|
Alman edebiyatının dev ismi Friedrich Schiller'in ünlü sözüdür:
"Mağrur olan muzaffer, kendi saadetine yenilir." İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yu, yüzünde muzaffer bir edayla bir meslektaşımızın çenesini okşarken görünce hatırladım bu sözü... "Canım benim" diyordu muhabir arkadaşımıza, kindar bir sırıtışla... Sonra da "Kardeş, sen Soros'un televizyoncusu musun" diye soruyordu.
Her mağrur, gün gelir kendi kibrine yenilir. Elbet, o pişkin "canım benim"in de hesabı verilir. Ama bizim şimdi Soylu'nun kibriyle değil, muhabir arkadaşımızın sorusuyla ilgilenmemiz gerekir. Çünkü bu zulme son verecek seçimin anahtarı, biraz da o cevaplanmayan soruda gizli...
Soru, "evdeki yabancı" skandalıyla ilgili... Bir süredir ülkenin değişik yerlerinden nüfus kayıtlarında hata haberleri gelmeye başladı. Bazı yurttaşlar, e-devletteki kayıtlarda oturdukları evde ikâmet eder görünmüyorlar, onlar yerine ya da onlarla birlikte evde çok sayıda yabancının kayıtlı olduğu anlaşılıyor. İtiraz edenler, İçişleri Bakanlığı'ndan ya da Nüfus İşleri'nden cevap alamıyor. Türkiye'nin her tarafından, nüfus müdürlüklerine "Evimdeki yabancı kim" dilekçeleri yağıyor. Fox TV günlerdir konuyu gündemde tutuyor; çünkü bu, hükümetin seçimde yapacağı tahmin edilen hilelerden biri... Seçmen kütükleriyle nasıl oynuyorlarsa, nüfus kayıtlarıyla da oynayarak seçim sonucunu kâğıt üzerinde değiştirecekleri ihtimali, herkesin aklında... Hesap vermesi gereken kişi, İçişleri Bakanı... ve O, hesap vermesi gereken bu konuyu soran muhbirin çenesini okşayıp "Canım benim" diyor.
Bugüne kadar eleştirileri ya bas bas bağırarak veya kafa ya da çene okşayarak geçiştiren Soylu, -Schiller'in dediği gibi- bir gün kendi saadetine yenilir elbet... Ama onun ve onun gibi mağrurların yenilmesi için, başta muhalefet olmak üzere herkesin "evindeki yabancı" konusunda tetikte olması şart...
|