|
1950'lerin ortalarında Başbakan Adnan Menderes, partisinin gerilemeye, muhalefetin güçlenmeye başladığını görünce ne yapmıştı biliyor musunuz?
Basın Yasası çıkarıp eleştiriyi suç haline getirmiş, gazetecileri hapsetmeye başlamıştı.
Başka?
Üniversitelere el atmış, muhalif saydığı dekanları görevden almıştı.
Başka?
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'nı çıkarmış, polise gereğinde protestoculara ateş açma yetkisi vermişti.
Başka?
Bazı muhalif milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırıp tutuklatmıştı.
Başka?
Yargıya el atmış, Yargıtay Başkanı'nı, Cumhuriyet savcısını ve 23 yargıcı bir emirle görevden almıştı.
Bütün bunlar da tabloyu değiştirmeyince Seçim Yasası'yla oynamış, illeri ilçe, ilçeleri il yapmaya başlamıştı.
Tanıdık geldi değil mi?
Sonuç ne oldu peki?
Bu adımların hemen arkasından gelen 1957 seçiminde CHP, Meclis'teki sandalye sayısını 31'den 178'e çıkardı.
Neden?
Çünkü kesilen krediler, ağırlaşan borç ödemeleri ve eriyen döviz rezervi nedeniyle milli gelir düşmüş, enflasyon yükselmiş, dolar 2 liradan 9 liraya çıkmıştı. Menderes, medyayı, yargıyı, sokağı, üniversiteyi, Meclis'i, sandığı kontrol altına alsa da yoksullaşan bir halkın tepkisini bastıramayacağını, yükselen muhalefeti durduramayacağını o gece anladı ve yakınlarına "Allah bana bir daha böyle bir gece yaşatmasın" dedi.
İktidarının en zor dönemine girmiş, devrilmesine sadece 3 yıl kalmıştı.
Erdoğan'ın, medyayı, yargıyı, üniversiteyi sokakları kontrol altına aldıktan sonra şimdi Seçim Yasası değişikliğine hazırlandığını okudukça bu tarih sayfası düşüyor aklıma...
"Allah tarih bilinci versin de, Erdoğan'a öyle bir final yaşatmasın" diyorum.
|