|
Cumartesi günü Berlin'de yapılan anti-Korona gösterisinde salgını inkâr eden 30 bini aşkın gösterici, virüse karşı önlemlerin kaldırılması talebiyle yürüdü.
Yürüyüş öncesi yürütme-yargı ilişkisine dair, Türkiye açısından ibretlik olabilecek bir gelişme yaşandı. Berlin Eyaleti İçişleri Senatörlüğü, yürüyüşü yasadışı olduğu gerekçesiyle yasakladı. Başbakan Merkel, yasağı destekledi. Fakat Frankfurter Rundchau gazetesi, yasağı, "Demokrasinin yenilgisi" ilan ederek şöyle yazdı:
"Neonazilerin çağrısını yaptığı gösterilerin gerçekleşmeyecek olması iyi bir haber. İyi olmayan haber ise, bu gösterilerin yasaklanmış olması... Çünkü haklı gerekçelerle olsa bile, özgürlüğü sadece kendisi için bir hak değil, hukuk devletinin temel taşı olarak gören hiç kimse, gösteri yasağından memnun olmaz."
Nitekim Berlin İdare Mahkemesi, gösteri yasağının anayasaya aykırı olduğuna hükmederek, yürüyüşe izin verdi. Irkçı AfD Partisi, kararı, "özgürlük için bir zafer" olarak niteledi.
Bugün Türkiye'de hükümetin astığı bir yasak tabelasının, mahkeme tarafından kaldırılmasını hayal bile edemiyoruz. AKP, bu noktaya, tam da bugün Almanya'da sunulan, "demokrasinin imkânları" sayesinde ulaştı. Özgürlük düşmanları, özgürlüğün açtığı yollardan geçip o yolları tıkadı. Almanya'yı şimdi, Türk demokrasisinin yenilgisiyle sonuçlanan, zorlu bir tartışma bekliyor:
"Demokrasi, kendisini yok etmek isteyenlere hizmet edebilir mi?"
Gösteriler sırasında protestocular, ellerinde Nazi Almanyası döneminde kullanılan siyah-beyaz-kırmızı bayrakla Alman Federal Meclis binasını basmaya çalıştı. Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier, "Reichstag demokrasimizin kalbidir. Reich bayrakları ve aşırı sağcı ayaklanmayla Meclis binasına saldırı kabul edilemez" dedi.
İşin ilginç yanı, baskıncıların dalgalandırdığı bayraklar arasında Türk bayrağı da vardı.
Azılı Müslüman ve göçmen karşıtlarıyla, bazı Müslüman ve göçmenlerin birlikte yürüdüğü tuhaf bir çağdayız. 1933'te o Meclis'teki bir yangınla başlayan felaketten ders almayanların bayrağı, aynı Meclis'in kapısında dalgalanıyor bugün... Muhtemel bir yangında ilk yanacaklar da, yangına körükle gidiyor.
Dileyelim demokrasi kendini koruyacak önlemleri alsın da, ırkçılık salgınının ikinci dalgası, ilki kadar şiddetli olmasın.
|