|
Almanya Dışişleri Bakanı, Annalena Baerbock'un Türkiye'de verdiği mesajlar, görüştüğü kesimler ve yarattığı tartışmalar kendisinden önceki Dışişleri Bakanı'ndan ve eski Başbakan Merkel'den tamamen farklıydı. Baerbock, eleştirilerinde net, temaslarında dengeli, tuttuğu safta haklıydı. Erdoğan'ın Suriye'de ya da Ege'de işaretlerini verdiği maceracılığa ve içerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını hiçe sayarak Kavala'yı hapiste tutmasına açık tavır alırken, muhalefetteki üç partinin temsilcileriyle görüşmesi, bir kadın vakfını ziyaret etmesi, Berlin'in Türkiye'yi Erdoğan'dan ibaret gören ve onu sakinleştirmeye dayanan politikasının değiştiğinin işaretleriydi. Bu işaretler, Erdoğan hükümetinde öfke yaratırken, muhalif çevrelerde memnuniyetle karşılandı.
Elbette Alman siyasetinde de bu çıkışlardan rahatsız olanlar, Erdoğan'a karşı daha temkinli bir dil kullanılmasını, eleştirilerin ise perde arkasında, ikili görüşmelerde yapılmasını savunanlar var; ancak Berlin'in son 20 yıldır bu politikayı izlediği ve bu tutumun, hem Türkiye'de hem Ankara-Berlin ilişkilerinde durumu daha da kötüleştirmek dışında bir şeye yaramadığı da ortada... Stratejik çıkarlar kadar ilkeleri de önemseyen bu yeni politika, Türkiye'de verilen demokrasi mücadelesine de destek anlamı taşıyor. Baerbock'un özellikle Ankara'da Çankaya Kadın Dayanışma Vakfı'nda verdiği bir mesaj çok önemliydi: Alman Bakan, "Dış politika, sadece bakanlıklar arasındaki diyalogla hayat bulmaz" diyerek güçlü bir sivil toplumun ve toplumlar arası ilişkinin önemini vurguladı.
Türkiye ile Almanya arasında kalıcı dostluk için yıllardır önerdiğimiz işbirliği tam da bu: Hükümetler düzeyinde ilkelere, toplumsal düzeyde diyaloga dayalı bir ilişki... Dileriz kalıcı olur.
|