ANKARA NOTLARI II
Ali YILDIRIMOh ne güzel, ben rakı içeyim, ödediğim paranın yüzde yetmişi vergi olsun ve sen tut o vergilerle diyanetin bütçesini yap. Oldu mu bu şimdi. Böyle düşününce her dublesi insanın boğazına gelip düğümleniyor. Çok normal. O diyanet ki senin varlığını birliğini ısrarla reddediyor. İnancını küçümsüyor, yok sayıyor, inanç merkezini alaya alıp Cümbüşevi diye niteliyor.
Parasını verdiğin, maaşını ödediğin bir kurum, onun elemanları yapıyor bunu. Şimdi bu durumda gel de iç.
İçmiyorum desek 15 gün, nolur…!
Ölmeyiz.
Ama onlar çok çok büyük sıkıntılara girerler.
Özel araba kullanan insanlar, 15 gün toplutaşım kullansalar, o efendiler ne yapacağını şaşırır, çünkü benzinin yüzde yetmişi de vergi, ve yalvar yakar olurlar, nolur arabalara binin diye…
Devleti vergileriyle finanse eden yurttaşlar.
Ama devlet yurttaşına yani patronuna kul, maraba gibi bakıyor.
Efendilere patronun kim olduğunu hatırlatmak gerek…
ANKAYA YAGMUR MUSALLAT OLDU
Aslına bakarsanız iyi de oldu. Aksi halde bu bozkır kasabası kavrulup gidecekti. Şimdi şükür ortalık yemyeşil.
Ama gelin görün ki geçen hafta yağan yağmur üç can aldı, sel…
Yağmur yağıyor
Seller akıyor
Akan seller Ankara’da
Üç can alıyor…
Türkiyenin başkenti, düşünün sıradan bir yağmur ve sel ve selde ölen insanlar.
Nasıl bir iştir bu?
Söyleyeyim, sıfır altyapı, sıfır şehir planlaması ve…
Her şey rant için
Herşeyrantiçin, başka değer yok!
Oysa bir kenti sevmekle başlar herşey…
Bir kent nasıl sevilir, aşkla, direnişle, özlemle…
BİRLİKTE BİR RESMİMİZ BİLE YOK
Babam 1986’nın 10 Kasım’ında hakka yürüdü. O nedenle 10 Kasımalar benim için özeldir. Hep babamı hatırlatır. Emekçi bir adamdı. Köyde hali vakti yerinde idi. Ve salt biz çocukları okusun diye düzenini bozup Ankara’ya geldi. Diploması da yoktu mesleği de. Çalıştı çabaladı, amacına ulaştı okuttu bizi.
Hakka yürüdüğü yıl avukat olmuştum, maalesef avukat cüppesiyle göremedi beni.
Bu sabah baktım, babalar günü için bir not yazayım diye, gördüm ki birlikte bir resmimiz bile yok.
İçim burkuldu, bir garip oldum, şimdiye kadar bu durumun aklıma gelmemiş olmasına şaşırdım.
Babam Abdal Musa Cemlerinde tüm lokmaların pişirilmesini organize ederdi, Hızır Orucu sonrası yapılan Kavutlar onun gözetim ve denetiminde gerçekleşirdi.
Babamın hiçbir özelliği yoktu, bizler için kendi hayatını feda etmekten başka….
Bundan daha kıymetli ve özel ne olabilirdi ki!
Ama yine de içim burkuldu birlikte bir resmimizin olmayışına…
ALİ YILDIRIM
Ankara, 16 Haziran 2019
YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
FACEBOOK YORUM
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- ALEVİ YOLUNU KİMLER İNŞA ETTİ?
- ALEVİLİK "ETNİK BİR KİMLİK" MİDİR?...
- HZ.ALİ'NİN MUAVİYENİN SAFLARINDA KENDİSİNE KARŞI SAVAŞAN KARDEŞİ KİMDİ?
- EBU TALİB NEDEN MÜSLÜMAN OLMADI!...
- Hz.HAMZA, Hz.ALİ'NİN DEVELERİNİ NEDEN KESTİ?...
- Hasan ve Hüseyin Muaviye ile kavgasız geçinip gitmişlerdi...
- "Hak MUHAMMED Ali" demeye devam edecek misiniz?
- ALEVİLİK BİZE BİR "YAŞAM REÇETESİ" SUNAR (MI?")
- BİR CAN HEM ALEVİ, HEM DE ATEİST OLABİLİR Mİ..?
- BİR CAN,HEM ATEİST, HEM DE ALEVİ,OLABİLİR (Mİ?)
- ALEVİLİKTE İBADET YOKTUR MUHABBET VARDIR
- ALEVİLİĞİN TEMELLERİNİ KİM/KİMLER ATTI?















