Cehennemin Giriş Kapısını Yıkan Kaypakkaya ve Öğrettikleri

WELG Medya
  20-05-2020 08:34:00

Doğanın bahar üretkenliğiyle, işçi sınıfının sınıf ruhunu haykırdığı 1 Mayıs’ıyla; Mayıs ayı, Kaypakkaya ayı desek, diğer aylar gücenir mi bilmiyorum. Bilinen bir şey varsa, o da, Kaypakkaya’dan öğrenmenin ayı ve günü olmadığıdır.

Kaypakkaya’yı Türkiye Devrimci Hareketi (TDH) 40 yıldır okuyor ve ondan öğrenmeye devam ediyor. Bu ne bir abartı ne de bir övgü gereksinimidir. Bunun böyle olmasının nedeni: Kaypakkaya’nın felsefesi diyalektik materyalizm, bilimi ise tarihsel materyalizm oluşudur. Genç yaşına rağmen, bu bilgilerle ve içinde olduğu devrimci pratikle an ve an kendini geliştiren Kaypakkaya, MLM teroi ile donadıktan sonra, kendinden emin bir şekilde, ne yaptığını bilen ayaklarını sağlam yere basan birisiydi.

Kaypakkaya, 1970’lerin başında TDH içine bir ışık gibi sızmış, Türkiye işçi sınıf içindeki oportünizm ve revizyonizmin üzerine ise adeta bir meteor gibi düşmüştür. Ve bundan sonra, TDH içindeki ideolojik, siyasal ve teorik tartışmaların seyri de içeriği de değişmiştir. Materyalist epistomolojik tartışmanın niteliği ise küçük burjuva entellektüellerin akademik tartışma aracı olmaktan çıkarılıp, proletaryanın sınıf mücadelesini aydınlatır bir duruma getirilmiş; “devrimci teori olmadan devrimci pratik olmaz” Leninist ilkesi, yeniden, devrimci militanın kitleleri mücadeleye sevk etmenin yol gösterici ışığı olmuştur.

Marksizm, çeşitli milliyetlerden Türkiye işçi sınıfı hareketi içinde yerli yerine oturmaya başlamıştır.

Kaypakkaya; Marksist teoriyi, ülke içinde ayakları üstüne diken bir komünist önderdir, demek, öznelci bir yaklaşım değildir. Bunu, 1972’lere kadar TDH içinde tartışılan konular ve bunların içerikleri dikkate alınırsa, bu belirlemenin hiç de aşırıya kaçmadığı kendiliğinden anlaşılır.

Kaypakkaya’dan önce, reforumculuk ile sosyalizm arasında gidilip geliniyordu. Marksist teori, kah sosyal şovenizm güzergahında, kah Kemalizm şakşakçılığında kah ise sınıf uzlaşmacılığı bataklığında boğuluyordu. İşçi sınıfının ideolojik, siyasal ve örgütsel önderliği ise halkçılıkla yer değiştirmişti. Kaypakkaya’nın görüşlerinin gün yüzüne çıkmasıyla, TDH; bilimsel sosyalizm, işçi sınıfının ideolojik siyasal ve örgütsel önderliği, sınıf mücadelesinin kesintisiz sürdürülmesi ve özel mülkiyetçi sistemin bütünüyle ortadan kaldırılması tartışmalarıyla yakından tanışmıştır. Daha açıkçası, TDH içinde, Marksist bilgi teorisini kavrayış ve onun pratik anlamı gerçek yerine oturmaya başlamıştır.

TDH içinde yer alanlar, Kaypakkaya’ya kadar, “Kemalist Kadro Okulu”nun burjuva entellektüellerinden ve siyasetçilerinden ciddi bir şekilde etkilenmişlerdi. Özellikle o dönemin T”K”P’sinden devşirme “kadro”lar sayesinde, burjuva Türk devletinin niteliği “ilerici” ve hatta “devrimci” olarak ezberlettirilmişti. Kaypakkaya, bunalara bir set çekti. Bu düşüncelerin Marksist değil, burjuva düşünceler olduğunu açık bir şekilde ortaya koydu. Marksizm ile sınıf uzlaşmacılığını birbirinden ayırdı.

1970’lerin TDH, daha çok da, Kemalizm, burjuva devletin niteliği, Kürt ulusal sorunu gibi konularda, o güne kadar tanık olmadıkları bir düşünce sistematiği ile karşı karşıya kalarak, yer yer sert karşı koyuşlarla Kaypakkaya’yı dıştalamaya çalışmıştır. Ancak, süreç içinde, bazen utangaçca, bazen ise bilerek ve öğrenerek, kendi hata ve eksikliklerini, Kaypakkaya’nın doğrularıyla tamamlama yolunu seçmişlerdir. Bazıları ise, büyük “Marksistler” kisvesine bürünerek, onu görmezden gelip, ama onun düşüncelerini kendi düşünceleri olarak yarım-yamalak da olsa “teorilerine” eklemişlerdir.

1990’lardan sonra, bazıları da var ki; (bunlar, M. Suphi’den sonraki T”K”P gelenekçileri ve devamcılarıdır) sınıf uzlaşmacı teorileri terk etmeyerek, işçi sınıfı içine oportünist öğeleri itelemeye devam ediyorlar. Haksızlık etmemek için, bunlar da, “burjuva Kemal”in iç yüzünü, Türk devletinin niteliğini, Kürt ulusal sorununa bakışlarını, eskiye oranla kısmen de olsa olumlu anlamda değiştirdiler. Ancak, hala Kaypakkaya’yı “çok aşırı” bulmaya devam ediyorlar. Çünkü Kaypakkaya’da sınıf uzlaşmacılığı teorisi yoktur.

Bazıları da var ki; Kaypakkaya’nın “Maoculuğu”nu çok “iğreti” bulurlar. Bu tür argümanlar ve de teorik girişimler; Kaypakkaya’yı Kaypakkaya yapan en önemli ilkelerden birini Kaypakkaya’dan alarak içini boşaltama denemeleri ve küçük burjuva kırılmalarıdır.

Kaypakkya’nın TDH katkıları salt bunlarla sınırlı olmayıp, esas olarak da, işçi sınıfının öncülüğünü net olarak ortaya koyarken, proletaryanın öncü örgütü olmadan iktidarı alamayacağını; işçi sınıfının öncülüğünü halkçılığa indirgeyen ya da proleter öncüsüz halkçı devrimci anlayışları eleştirmiş ve anti-MLM olduğunu belirtmiştir. Kaypakkaya’nın en büyük katkılarından biri; Marksist teoriyi halkçı düzeye indirgeyen 50 yıllık revizyonist-oportünist anlayışı mahkum etmesidir. Bu bağlamda, Kaypakkaya, komünist ve devrimcilerin işçi sınıfına ideolojik-siyasal yabancılaşmasını kırmıştır.

Kaypakkaya’nın teorisi bütünlüklüdür. O'nda eklektizm yoktur.

Kaypakkaya; TDH’ne, “devrimci ihtilalciliğin”, işçi sınıfının teorisiyle donanmadığı zaman, halkçı devrimcilikten ileri gidemeyeceğini, anti-emperyalist ve “yurtseverlik”le sınırlı kalacağını da göstermiştir. Özellikle de, işçi sınıfıyla burjuva sınıfı arasındaki antagonist çelişmenin realitesinin, hayatın her alanına yansıdığının görülememesi, işçi sınıfının kendi sınıf realistesinin inkarı olmuştur. Kaypakkaya, 50 yıllık birikmiş ve küllenmiş bu inkarı kıran komünist bir önderdir.

TDH’nin bütün olumlu ve olumsuz yanlarına karşın, son 40 yıl içinde Kaypakkaya’dan çok şey öğrendikleri bir gerçektir. Bunu inkar edenler varsa, öğrenmediklerini açıklamaları gerekiyor.

Kaypakkaya, proletaryanın kızıl bayrağını hep yukarılarda taşıdı. Onun kızıl rengini lekelemek isteyenlere karşı Marksist Leninist Maoist teori ışığında proleter disiplin ve kararlılıkla karşı koydu.

Kaypakkaya, TDH içinde yetişmiş bir militan olarak, onun halkçı yanlarından etkilenerek devrimcileşmişti. O, Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao’yu okudukça, görüşleri, süreç içinde, TDH’nin geleneksel görüşlerinden ayrılmaya, yerli yerine oturmaya başlamıştı. Marksist teorik derinliğin ve bilimsel bilginin kendisindeki gelişimine koşut olarak, Kaypakkaya’yı TDH’nin halkçı teorisinden kopuşu esas olarak 15-16 Haziran İşçi direnişi yaratmıştır.

Devlet zoruyla bastırılan işçi hareketi, Kaypakkaya’yı zorunluluğun bilincine vardırırken; özgürlüğünde, zulüm yuvası devletin, yine işçi sınıfı önderliğinde köylülerin ve tüm ezilen emekçilerin zoruyla yıkılarak kazanılabileceği bilincini yarattı. İşçi hareketinin bu gelişimi; Kaypakkya’da, devletin niteliğine, Kemalizme, ulusal soruna ve işçi sınıfının önderlik sorununa yaklaşımında, nitel bir bilinç sıçraması yarattı ve düşünceleri bütünüyle değişerek Marksist bir rotaya oturdu. Kaypakkaya’nın o süreçte, içinde yer aldığı (TİİKP)2 örgütüne karşı Marksist içerikli ilk ciddi eleştirileri bundan sonra başlamıştır

Nasıl Marx, işçi sınıfının biliminin yaratırken “bilimin eşiğinde, cehennemin giriş kapısında” bilinciyle hareket ettiyse, Kaypakkaya’da, 50 yıllık sınıf uzlaşmacı oportünist teoriler karşısında, cehennemin giriş kapısını kırarak adımını içeriye atmıştır. İşte bundan sonra, TDH’nin birçok temel ideolojik-siysal konularda ezberi bozulmuştur.

Nasıl ki, “maddi yaşamın üretim tarzı genel olarak toplumsal, siyasal ve entellektüel yaşam sürecini koşullandırıyorsa (Marx), komünist militanlığı belirleyen de; işçi sınıfının sınıf bilinciyle ve onun sınıf çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi ve bunu yaşama geçirmeyi zorunlu kılar.

Kaypakkaya’yı yaşadığı tarihsel mitin içinde bırakarak, onu ileri taşımamak, onun yaşayan düşünceleriyle çelişir. Çünkü o, işçi sınıfının alegorik bir miti değil, düşünceleriyle yaşayan bir öznesidir.

Kaypakkaya, okuyan, öğrenen ve öğrendiklerini pratiğe geçirmeye çalışan ve kendini kendi hataları üzerinde de eğiten komünist bir kişilikti. O, düşüncelerini yüksek sesle söyleyen ve hatalarını yüksek sesle kabul eden, doğruları ise anında alan bir işçi sınıfı militanıydı. O, kitlelerin hem öğretmeni hem de öğrencisiydi. O nedenle de hatalarını gördüğü anda düzeltme yolunu tereddütsüz seçmiştir.

Kaypakkaya, insanlığın, tarihin öte yanından alıp kendi boyunlarına takarak bugüne taşıdıkları kölelik halkası olan özel mülkiyet sistemini, işçi sınıfının gücü ve bilimiyle yıkılacağına inanmıştı. Düşmanın karşısına da bu inançla çıkarak, onu kendi ininde mağlup etmesini bilmiştir.

Kaypakkaya’dan öğrenmek; onu olduğu gibi savunmak değil, onun eksik ve hatalarını da ortaya koymaktan kaçınmamak olmalıdır. Kaypakkaya, kendinden önceki devrimci kuşağa aynen böyle yaklaşmıştır. Eksik ve hataları görmezden gelmeden, onların üstüne üstüne giderek, kendi doğrularını yaratabildi. Kaypakkaya, böyle bir özelliğe sahip olmasaydı, bugüne ulaşamazdı. Onu yaşatan, onu tartıştıran ve onun düşüncelerini devrimci-komünist militanlarda yol gösterici bir öğe yapan; hiç kuşkusuz, devrimci teorinin bir doğma değil, bir eylem kılavuzu olmasındandır.

Kaypakkaya’nın doğruları kadar eksikliklerini de ortaya koymak, onun öğretilerinin canlılığının bir gereğidir. Kaypakkaya’yı 40 yıl öncesinde dondurmak, Kaypakkaya’ya yapılan bir haksızlıktır.

Kaypakkaya’nın en büyük hatalarından biri, ülkeyi, “yarı-feodal” değerlendirmesidir. Kendi araştırması olan “Çorum ve Kürecik”in ekonomik araştırması ve analizleri, bilimsel bir yöntemle ele alınmasına karşın, Türkiye için aynı yöntemden hareket etmemiştir.

Sosyo-ekonomik yapıdan hareketle, ülkede devrimin yolunu “Halk Savaşı” olarak belirlemesi, öznelciliğin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda, Türkiye devriminin gelişimini Çin Devrimi gibi gelişeceğini varsayarak şablonculuğa düşmüştür.3

Kaypakkaya, o (12 Mart cuntası) süreçte siyasal durum değerlendirmesini ve özellikle de “işçi ve köylülerin büyük çoğunluğu silahlı mücadeleyi kavramıştır” saptaması, sosyal gerçeklikle uyuşmuyordu. Kaypakkaya’yı, yerelden bağımsız, böylesi öznelci saptamalara götüren, o günün dünya konjoktüründeki işçi, emekçi ve ezilen ulus hareketlerindeki gelişmelerdi.

Genç bir komünistin bu tür hatalar yapması anlaşılır bir şeydir. 24 yaşın son beş-altı yılını, okuyarak, yazarak, eylemlere katılarak; örgütlü mücadele içinde o günün sınıf mücadelesi tarihi onu öne çıkarmıştır. İşçi sınıfı hareketi içindeki oportünizme karşı mücadelesinin bir ürünü olarak, işçi sınıfının öncü örgütünün kurulmasına önderlik yapan bir komünistin, kendi teorisini sosyal gerçekliğin mihenk taşına aktaramadan, aktardıklarını ise sorgulayamadan katledilmesi; eksik ve hatalar ona değil, onun yükseklerde tuttuğu bayrağı taşıyanların hanesine yazılır.

Bu nedenle, Kaypakkaya’nın, kuru ve sosyal gerçeklikten uzak soyut övgülere gereksinimi yoktur. TDH içinde, çeşitli milliyetlerden Türkiye işçi sınıfı hareketi içinde onun yeri ölümsüzleşmiştir. Türkiye ve Kürdistan devriminin bayrağında Kaypakkaya’nın yeri her zaman olacaktır. Kaypakkaya’nın gereksinimi; onun sınıf bilinçli duruşunu anlamaya, düşüncelerini yaşayan bir organizma gibi eylem kılavuzu olarak ele alıp, ilerletmeye, bugüne ve yarınlara taşımaya gereksinimi vardır. Kaypakkaya, öğrencisi olduğu öğretmenlerine karşı böyle yaklaşmıştır. Kaypakkaya’nın öğrencilerinden de öğretmenlerine böyle yaklaşmak beklenir.

Yusuf KÖSE

02.05.2013

 

1 Bu makale, 7 yıl önce, 2013 Mayıs ayında yazıldı. Güncelliğini koruduğu için bugün yeniden olduğu gibi yayınlıyorum.

2 TİİKP (Türkiye İhtilalci İşçi-Köylü Partisi)

3 Kaypakkaya’nın bu hatalarını; “Tarihin önünde Yürümek” (EL Yayınları, Nisan 2013) kitabımda ele aldığım için burada kısa notlar halinde geçiyorum.

  Bu yazı 2228 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

Bu Yazı'ya ilk yorum yapan siz olun.

  FACEBOOK YORUM

Yorum

  YAZARIN DİĞER YAZILARI

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray134245--547
    2Fenerbahçe2342111--240
    3Trabzonspor334209--522
    4Beşiktaş434179--819
    5Başakşehir534169--923
    6Göztepe6341413--710
    7Samsunspor7341312--91
    8Rizespor8341011--13-6
    9Konyaspor9341010--14-7
    10Kocaelispor1034910--15-12
    11Alanyaspor1134716--110
    12Gaziantep FK1234910--15-15
    13Kasımpaşa1334811--15-16
    14Gençlerbirliği S.K.143497--18-11
    15Eyüpspor153489--17-15
    16Antalyaspor163488--18-22
    17Kayserispor1734612--16-35
    18Fatih Karagümrük183486--20-23
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    15 Mayıs, CumaRizespor2-2Beşiktaş
    16 Mayıs, CumartesiFatih Karagümrük2-1Alanyaspor
    16 Mayıs, CumartesiGaziantep FK1-2Başakşehir
    16 Mayıs, CumartesiSamsunspor3-0Göztepe
    17 Mayıs, PazarKayserispor2-1Konyaspor
    17 Mayıs, PazarFenerbahçe3-3Eyüpspor
    17 Mayıs, PazarTrabzonspor0-3Gençlerbirliği S.K.
    17 Mayıs, PazarKasımpaşa1-0Galatasaray
    17 Mayıs, PazarAntalyaspor1-0Kocaelispor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Erzurumspor FK1382312--355
    2Amed2382111--639
    3Esenler Erokspor3382111--646
    4Çorum FK438218--924
    5Bodrum FK5381810--1032
    6Pendikspor6381615--725
    7Keçiörengücü7381612--1030
    8Bandırmaspor8381612--1013
    9Manisa F.K.938167--151
    10Sivasspor10381411--134
    11İstanbulspor11381313--122
    12Sarıyer1238157--160
    13Iğdır FK13381311--14-2
    14Vanspor FK14381310--155
    15Boluspor1538146--184
    16Ümraniyespor1638137--18-4
    17Serik Spor1738116--21-31
    18Sakaryaspor1838810--20-27
    19Hatayspor193828--28-69
    20Adana Demirspor203813--34-147
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    1 Mayıs, CumaHatayspor3-1Vanspor FK
    1 Mayıs, CumaBoluspor3-1Serik Spor
    1 Mayıs, Cumaİstanbulspor8-1Adana Demirspor
    1 Mayıs, CumaManisa F.K.5-0Sakaryaspor
    2 Mayıs, CumartesiÜmraniyespor1-4Keçiörengücü
    2 Mayıs, CumartesiBodrum FK0-1Sarıyer
    2 Mayıs, CumartesiBandırmaspor1-0Sivasspor
    2 Mayıs, CumartesiÇorum FK1-1Erzurumspor FK
    2 Mayıs, CumartesiEsenler Erokspor1-1Pendikspor
    2 Mayıs, CumartesiIğdır FK3-3Amed
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Batman Petrolspor136258--353
    2Muğlaspor236219--632
    3Elazığspor336216--945
    4Adana 01 FK4361910--720
    5Şanlıurfaspor536198--920
    6Ankaragücü636189--911
    7İnegölspor7361612--823
    8İskenderunspor836168--126
    9Beyoğlu Yeni Çarşı9361315--810
    10Ankaraspor10361313--1010
    1124 Erzincanspor1136156--156
    12Kastamonuspor1236119--16-12
    13Karacabey Belediyespor1336118--17-9
    14Altınordu1436811--17-26
    15Erbaaspor1536107--19-21
    16Beykoz Anadolu163686--22-29
    17Kepezspor173658--23-45
    18Karaman FK183649--23-56
    19Bucaspor 1928193648--24-38
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    24 Nisan, CumaKaracabey Belediyespor0-1Bucaspor 1928
    25 Nisan, CumartesiBatman Petrolspor6-0Kepezspor
    25 Nisan, CumartesiAnkaragücü4-1İskenderunspor
    25 Nisan, CumartesiAltınordu2-2İnegölspor
    24 ErzincansporKastamonuspor0-3Muğlaspor
    24 ErzincansporŞanlıurfaspor2-1Ankaraspor
    24 ErzincansporKaraman FK3-2Beykoz Anadolu
    24 ErzincansporBeyoğlu Yeni Çarşı3-1Erbaaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Sebat Gençlikspor130207--333
    2Yeni Orduspor230184--838
    3Yozgat Bld Bozokspor330176--731
    4Karadeniz Ereğli BSK430169--515
    5Fatsa Belediyespor530154--118
    6Zonguldak Kömürspor630137--1018
    7Pazarspor7301110--9-2
    8Karabük İdman Yurdu830125--13-15
    9Düzcespor930117--12-6
    10Tokat Bld Plevnespor1030106--14-7
    11Orduspor 1967113097--14-16
    12Amasyaspor 1968123096--15-12
    13Artvin Hopaspor133095--16-12
    141926 Bulancak143085--17-30
    15Çayelispor153059--16-21
    16Giresunspor163049--17-22
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    18 Nisan, CumartesiGiresunspor0-1Karabük İdman Yurdu
    18 Nisan, CumartesiArtvin Hopaspor7-31926 Bulancak
    18 Nisan, CumartesiFatsa Belediyespor5-1Çayelispor
    18 Nisan, CumartesiPazarspor1-0Amasyaspor 1968
    18 Nisan, CumartesiYeni Orduspor3-4Zonguldak Kömürspor
    18 Nisan, CumartesiKaradeniz Ereğli BSK5-3Orduspor 1967
    18 Nisan, CumartesiTokat Bld Plevnespor2-0Düzcespor
    18 Nisan, CumartesiSebat Gençlikspor2-3Yozgat Bld Bozokspor
    Son güncelleme: 26.07.2026 20:02:36