Uğur Yücel: Her alanda vasatlık hakim

 Tarih: 29-07-2018 08:52:33
Editör: welg MAD Kaynak: artı gerçek
'En değerlisi; bir sabah yepyeni ve güzel dünyaya uyanmayı özlemek...'

 

Oyuncu Uğur Yücel, bir kısmı kentsel dönüşüm alanı ilan edilen Kuzguncuk için burada büyüdüğünü hatırlatarak, "Beni oyunculuğa iten yerdi. Korumaya alınacağına bozulmaya alınıyor demek ki. Çok yazık" dedi. 

 

25 kişinin hayatını kaybettiği Çorlu'daki tren kazasını da hatırlatan Yücel, "Tren kazasına tabiat olayı dendi! Bir Çin bedduası var. Çok incelikli: İlginç zamanlarda yaşayasın" ifadesini kullandı. 

 

Yücel, eskiye bir özlemin olduğunu vurgu yaparak,  "Her alanda vasatlık hâkim. O yüzden eskiden söz ederken, ‘Hayat, zarafetini yitirdi’ sözünü tekrarlıyorum. Kaba ve vahşi bir hayatın içinde yuvarlanıyoruz sonsuza doğru. Anlaşılmaz  bir nefretle..." diye konuştu. 

 

Güliz Arslan'a konuşan Yücel'in Hürriyet'te yer alan söyleşisinin bir bölümü şöyle:

 

Yeni dizinizin çekimleri Adana ve Antakya’da yapılıyormuş. Bir yandan sıcak, bir yandan nefis yemekler... Nasıl geçiyor günleriniz?

 

- İlk dört bölümü serin zamanlarda çektik. Adana’nın kebabı, eti, Antakya’nın mezeleri, ev yemekleri muhteşem tabii. Adana’da Eski Mesut Kebabçısı, 40 yıldır gittiğim bir yer. Ev sıcaklığı derler ya... “Uğur Abimin keaabını vir!” Bu çok önemli. Uzaktan izliyorlar aklı başına geldi mi diye? Kebabı dürmeden akıl başa gelmez oralarda. Sakallı Emmi de güzel. Yağlı karası çok iyi. Antakya’da en çok Hammuş’a gidiyorum.

 

Arap Alevi köyü... Hammuş’un eşi Hatice ve ekibi olağanüstü mezeler yapıyor. Şehirdeki Pöc Kasabı da iyi. Emniyet’in orada da bir mahalle lokantası buldum tesadüfen. Adı bile yok dükkânın. Şahane, tonton bir sahibi var. Borani enfesti. Bir de çok güzel çorbalar var birkaç dükkânda. Ama şişperek çorbasını ancak evlerde bulursunuz. Hele bir baklalı ve humuslu kahvaltıları var ki enfes. Vakıflı Köyü de çok huzur verici. Tabii şaşırtıcı olan balıklar...
 Aa...

 

- Tabii. Bir Boğaz çocuğuna Kız Kulesi’ni geçmiş lüfer yediremezsin. Şimdi o da yok ya... Çukurova deyince akla kuraklık geliyor, deniz bağlantısı kurulamıyor. Oysa Adana’da, Antakya’da ciddi deniz kenarı lokantaları var. Diri balıklar bulduk. Sürpriz yerlerde. Çok özlüyorum oraları. Ağustos başı çekimlere başlayacağız yeniden. Yandık ki ne yandık. Hele kapalı mekânlarda ışık karşısında oynamak... 20 derece de oradan koy. Artı 70 derece! Dizinin adı ‘Cehennemi Gördüm’ olarak değişecek!

 

 İlk bölümde hem yönetmen hem başrol oyuncususunuz. Oyunculuğu pek sevmediğinizi ama bir yönetmen olarak oyuncuya yaklaşma, ondan ‘oyun alma’ konusunda kendinizi iyi bulduğunuzu biliyorum. Yönetmen Uğur Yücel’le oyuncu Uğur Yücel’in arası nasıl?

- Kendimi izlediğimde beğenmiyorum. Hatta monitörden oyunuma bakarken bağırdığım oluyor. Tercihim; yazmak ve yönetmek. Oyuncu ilişkileri konusunda şunu söyleyebilirim: Oyunculuktan gelip yönetmenlik yapan ilk insan mıyım neyim memlekette? Kendi yerime koyuyorum oyuncuları. Galiba şefkatle yaklaşıyorum onlara. Çok yalnızdır oyuncu sette. Kedi gibidir; vahşidir, bencildir, korkaktır, sinsidir. Ama başını okşayınca sokuluverir. Bir daha da gitmez. Ama ben kendimi okşayamıyorum çoğunlukla. Hep şüphedeyim.

 

 Hatta ‘performans anksiyeteniz’ varmış. Nasıl başlamıştı bu?

 

- Evet, kamera karşısında hiçbir lafımı söyleyemeyeceğim endişesiyle başladı. Sıklıkla kâbuslar görürdüm; tam sahneye çıkacakken hiç ezberim yokmuş... Seyirci dolu, sahne bomboş ve biri benim çıkacağımı bildiriyor. “Ben buraya oyun seyretmeye geldim” diyorum. Kimse dinlemiyor. Matrak aslında, yani oradan bakmaya çalışıyorum

 

Yendiniz mi bunu?

 

- Hiçbir şeyi yenemedim. Vertigo ve panik atakla da yeni tanıştım. Kaymaklı kadayıf...

 

HAYAT, HİKAYESİNİ GÜZEL ANLATANLARA VERİR SÜRPRİZLERİ

 

 Yeni dizi ‘Nefes Nefese’nin hikâyesini siz nasıl anlatırsınız?

 

- Hayat, hikâyesini güzel anlatacak olanlara verirmiş sürprizleri... Büyük tesadüfleri... Başıma gelenleri güzel anlatıyorum ama senaryoları pek anlatmıyorum. Çok kısaca şöyle: Berlin’de yaşayan ‘Ayaz Kıran’ ve kızı ‘Rüya’ birbirlerini çok sevmekteler. Bir gün kız, doğumu sırasında öldüğünü zannettiği annesinin Suriye’de olduğunu öğreniyor. İnternetten Suriye-Türkiye arası yasadışı işler yapan ‘Boran’la tanışıyor. Annesini bulma umuduyla düşüyor yollara. Antakya’dan geçiş yapacakken yıllardır evinden çok trajik bir nedenle ayrı düşmüş ‘Yusuf’un ailesinin, Alacanların içine giriyor. Sonra bütün karanlıkların içinden ‘Atmaca’ lakaplı babası çıkacak. Bir yandan kayıp anne... Rüya’yı evlilik vaadiyle bekleyen Boran... Yusuf’un ve Alacanlar ailesinin Ayaz Kıran’ın yarattığı anaforun içine düşmesi... Daha anlatmayayım ya! Güzel çatışmalar... Öte yanda masalarından yemek, mutluluk, eğlence fışkıran koca bir aile... Ve bütün güzelliklerin üzerinde kara bir bulut...

 

Bu fotoğraf benim için çok anlamlı. Oğlumla oturduğumuz İsmet Baba’daki bu masa, babamla ilk rakımı içtiğim masa... Oğlumdan daha ufaktım, 17 yaşındaydım babamla oturduğumuzda. O gün babam, “Bakıyorum da bazen çok, bazen az yudumluyorsun. Rakı, sohbet içkisidir. Sarhoş olmak için içilmez. Yudumların hep aynı ölçüde olsun; iri üzüm tanesi kadar... Öyle içersen sarhoş kalkmazsın” demiş ve karşımda bir lüferin kafasıyla iki duble içmişti.

 

ŞIMAIKLIKTAN HİÇ HAZZETMEYİZ 

 

 Oğlunuzla (Can Yücel) çok yakın bir ilişkiniz var bildiğim kadarıyla...

- ‘Baba-oğul’dan çok, iki yakın dostuz. ‘Arkadaş gibiyiz’ geyiği yapmayayım. Sık görüşüyoruz, çok şey paylaşıyoruz. 

 

Hiç mi baba-oğul çatışmasını yaşamadınız? Nedir bunun sırrı?

- Birlikte çalışırken tartıştığımız oldu. Ama mesleki konular hakkındaydı bu tartışmalar. Yoksa baba-oğul meselesi hiç olmadı. Sırrı nedir? Bilmem! Sadece konuşmaya başladığından beri onun fikrini sordum. Ben konuşunca o da beni dinledi. Duygularımız birbirine yakın. Birbirimizi iyi tanıdık o daha büyümeden.

 

Oğlunuz ünlü çocukların yaşadığı bocalamayı da pek yaşamadı sanıyorum. Üstelik sizinle aynı sektörde çalışmayı tercih etmesine rağmen. Onu korumak için özel bir şeyler yaptınız mı?

 

- Can’ın, benim ve Derya’nın (Alabora) çocuğu olduğunu, adam 32 yaşına geldiğinde öğrendi çoğunluk. O da, ben oynayıp o yönetecekken zorunlu olarak bir röportaj verdik, ondan... Annesi de ben de mütevazı insanlarız. Şımarıklıktan hiç hazzetmeyiz. Can da tabiatı itibariyle tanınmaktan hoşlanmaz. Şöhretle alakamız yoktur. Sadece işimizi yaparız.

 

 Kendi babanızla da güçlü bir ilişkiniz vardı değil mi? Astsubay Sabri Bey, bugün için bile radikal denebilecek bir tutum sergilemiş ve çocuğunun oyuncu olma tercihine canı gönülden destek vermiş bir baba...

 

- Garibim ya! Konservatuvar sınavında bir tek veli vardı; babam. Ya gitsene sen, utanıyorum, eşek kadar adam babasıyla gelmiş! Gitmedi. Sınavın sonunda adım okundu ve “Kabul” dendiğinde elimi sıkan oydu. Ve ne yazık ki ‘Muhsin Bey’i bile seyredemeden göçtü gitti aniden. Yıldız Kenter hayranıydı. Hoca bana birinci sınıftayken tiyatrosunda rol verdi. Babama söyledim. Arkasını dönüp ağladı. Her sofrada yaşıyor benimle.

 

Hava yükseldi, deniz kabardı, can yeleğimi takıp kendimi tekneye bağladım

Öykü kitabınız ‘Yağmur Kesiği’ çok ilgi görmüştü. Yeni bir kitap var mı ufukta?

 

- Yok. Senaryolar var. O öykülerin çoğunu çocuk denecek yaşta yazmıştım. Sonra edebiyatla ilgili arkadaşlarım, “Kitap yap bunları” dedi. Öyle oldu. Hevesim yok kitap yazmaya. Ama deniz üzerine bazı gezi notlarım var. Bunlar yer tanımlamaktan çok içeriye doğru yazılar.

 

Çok büyük maceralar yaşadınız mı deniz üstünde?

 

- Bir eylül sonu, tek başıma, zifiri karanlıkta Marmara Adası, Prastos Köyü’nden demir alıp İstanbul’a gidişim... Hava yükseldi, deniz kabardı. “Nereden icat ettin bu seferi, münasebetsiz bir insansın” dedim kendime. Gece ikide, can yeleğimi takıp kendimi tekneye bağladım. Bu, can yeleğine bağlı tellerde hareket edebileceğiniz bir çengel bağlantısı... Koca bir karanlığın içinde tek başınasın...

 

Neler geçiyor o esnada içinizden?

 

- O gece kaybolup gitmeyi hissetmiştim. Denizin dibinde mumlar yanıyordu. Koca dalgalar yüzüme gelirken annemi düşündüm. Hayatımda tanıdığım en lokum insanlardan biri. Kendi kendine konuşurdu: ‘Ona anası anlatıyor, o öğretiyor” diyordu; “Geçmiş karşıma ‘tintintinimini hanım’ı söylüyor bir de yüzsüz!” “Anne, kime söylüyorsun bunu? O şarkı söyleyen kim sana?” Cevap yok. “Uttanmazlar” derdi bir de, iki ‘t’ ile... Çok başka biri oluyordu o Adile Naşit’e benzeyen kadın. Karanlık bana bunları hatırlattı. Sonra dalgalar büyüdü. Kocaman, dişi bir aygırın üzerinde dörtnala gidiyorum sanki. Şehvet veriyor. Tekneyi pat pat okşuyorum. Beni duyuyor, daha hızla dalıyor köpüklere. 

 

Sonra sabahın ilk ışıkları geldi ama rüya devam ediyor sanki. Annem etrafımda dolanıyor mutfakta yemek pişerken. Zeytinyağlı pırasa kokuyor yüzü. “Senin böyle kötü kötü konuşmalarını istemiyorum” diyorum, birden gülüyor. Sarılıyor. Üzüldüğümü görüyor. Çok yalnız olduğumuzu hissediyorum. Ağlıyorum. “Hayat böyle olacak” diyorum... Güneş yükseldi; “N’aber gene yendim seni” dedim. Geceyi geride bırakınca tekrar kabadayılaştım tabiata karşı.

 

TREN KAZASINA TABİAT OLAYI DENDİ 

 

Geçen hafta Kuzguncuk’un bir bölümü kentsel dönüşüm alanı ilan edildi...

 

- Korumaya alınacağına bozulmaya alınıyor demek ki. Çok yazık.

Sadece o da değil, esnafın iddiasına göre şu an kaldırım taşları hatalı döşeniyor, yoğun yağışta sel tehlikesi var...

 

- Tren kazasına tabiat olayı dendi! Bir Çin bedduası var. Çok incelikli: “İlginç zamanlarda yaşayasın.”

 

Sizin Kuzguncuk’unuz nasıl bir yerdi?

 

- Neresinden başlasam ki... Çocukken her yer öyle zannediyordum, köyden çıkınca oranın yegâne olduğunu anladım. Mesela Adalılar, “İstanbul’a iniyorum” der, işlerini bir an önce bitirip adalarına dönmek isterler. İç dünyaları bozulur çünkü burada. Bizim de aynıydı, hiç çıkmak istemezdik köyden. Benim bir özelliğim; çok seyrederdim. Hem filmleri hem hayatı... Gördüklerimin dışında bir de hayal ettiklerim vardı. ‘Amarcord’u izleyince yönetmenlik yapmaya karar verdim. Kuzguncuk, Fellini’nin Rimini’si gibiydi.

Gidiyor musunuz ‘köye’ bugünlerde?

 

- Gidiyorum. Sıkça. Kederleniyorum. Neredeyse kimseleri tanımıyorum artık. Eski arkadaşlarım tek tük... Onları da görünce çok duygulanıyorum. Her sokakta bir anınız varsa -ki o sokakların da çoğu bozuldu- neşe vermiyor deli gibi koşuşturup hayaller kurduğumuz köşe bucaklar. Artık park yeri yok sokaklarda. Biz çocukken günde beş araba geçerdi köyün ortasından. 

 

Kuzguncuk’ta farklı kültürlerden insanların arasında büyümek size; karakterinize, oyunculuğunuza neler kattı?

 

- Bir kere sinemacı olmak, sahneye çıkmak oradan geldi. İlk oyunculuk hevesi, Kültür Derneği’nden çıktı. Kitapla, akılla, bilgiyle, satrançla orada tanıştım. Sinema, pelikül kameranın motor sesi... Bülent Abi ve eşi, pazar günleri evlerinde çocuklara Charlie Chaplin, Buster Keaton ve benzeri sessiz filmleri oynatırdı. Sandalyeler dizdiğimi hatırlıyorum o evde.

 

İki sinema vardı: Nur, ecnebi; Altıner, Türk filmi oynatırdı. Sadece bir yabancı film oynatmıştı galiba Altıner: ‘West Side Story’ (‘Batı Yakası Hikâyesi’). Dünyada öyle patlamış ki Altıner iki gece çıkmıştı filmi. Babam “Bu filmi seyret” dedi. İki gece üst üste izledik birlikte. Evlerden müzik sesleri gelirdi; piyano, keman, klarnet... Dört ayrı dil konuşulurdu sokaklarda, dört ayrı bayram... Bir Fellini filminin içinden geçti çocukluğumuz, ilk gençliğimiz, daha ne diyeyim? Şimdiki dönem, kötü televizyon dizileri gibi!

 

Teselli bulmak da giderek zorlaşıyor sanki...

 

- Ben gezegene yanıyorum en çok. Yıllar önce Bill Clinton’ın bir makalesini okumuştum Radikal’de. Kendisine derin saygı duymam ama bu Amerikalılar geleceğe dönük bir şey söyleyince ilgimi çekiyor. Neyse, adam diyordu ki, “Gelecek 10 yıl içinde dünyada ‘mediokrasi’ egemen olacak”. Yani ortalama. Yani vasatlık. Tüm dünyada bu önermenin gerçekleştiğini görüyoruz. Her alanda vasatlık hâkim. O yüzden eskiden söz ederken, ‘Hayat, zarafetini yitirdi’ sözünü tekrarlıyorum. Kaba ve vahşi bir hayatın içinde yuvarlanıyoruz sonsuza doğru.


Anlaşılmaz  bir nefretle...

 

Böyle düşünürken ‘devam etme gücü’nü nasıl buluyorsunuz?

 

- Neye devam etmek? Hayat bitiyorken sadece ayakta kalmak ve elden ayaktan düşmemek, kimseye muhtaç olmamak kaygısı devam etmek değil. Sona ermek. Çetin Altan’la birkaç kez yan yana gelmiştik gençliğimizde. O zamanlar da umutsuzduk. Bize yüksek sesle o meşhur lafını söylerdi: “Enseyi karartmayın evladım, insanlık iyiye doğru gider.” Gitmiyor hoca! Gitmiyor! İnsanlık el ele tutuşarak gezegeni yok ediyor. Büyük ve anlaşılmaz bir nefretle... Hawking (Stephen), “Dünya dışında yaşam alanları bulun” demişti ölmeden. Öğrendim ki bu tüketimle bize Amerika kıtasının 2.5 katı büyüklüğünde ekstra bir gezegen gerekiyormuş. O da şimdilik...

Sahneyi özlemiyor musunuz? Bir sürpriz yapmaz mısınız?

- İki ayrı oyun tasarımı var. Daha doğrusu çalışılıyor. Yeni yılda çıkarım sahneye. ‘Zorba’ oynayacağım.

 

En değerlisi; bir sabah yepyeni ve güzel dünyaya uyanmayı özlemek...

 

 60’tan sonra neler değişti hayatınızda? Yaşamın sırrını çözdünüz mü?

 

- Bach, kendi sırrını ‘tamamlayıcı’ olarak çözümlemiş. O uyurken oğlu bir eserini çalıyor ve birden duruyor. Bach uyanıp eseri tamamlayıp uyuyor. Keşke cenaze marşında orkestra aniden dursaydı. Yeniden dirilirdi. Ama Leonardo da Vinci mesela, hiç memnun kalmadan ölmüş. “Hiçbir şey yapamadan” olmuş ölmeden önceki son sözü. Benim gibi çaresizler nasıl biliriz sırrını...

 

Mecburiyetlerden, kendini kanıtlama gerekliliklerinden kurtulunca ne oluyor insana? Hafifliyor mu? Canı sıkılmaya mı başlıyor?

 

- Düşünüyor, okuyor, izliyor, dinliyorsanız öyle defteri kapayıp sallayamıyorsunuz. İnsanı alıp götüren bir melodi bile daha yapılacak çok şey olduğunu söylüyor. Bir diğer insanın zihinsel, ruhsal çabası tükenmedikçe insan hafiflemez. 

 

Korkularınız azaldı mı?

 

- Çoğaldı. Hayat tükenirken umursamaz değil, umarsız oluyorsun. Çaresiz. Gençken cesur, yaşlıyken korkaksın. Ne kaçacak ne kovalayacak takatin kalıyor. Daha oralara gelmedim ama öyle işte... Babam sol yayınlar okuyorum diye idam edileceğimden korkuyordu ama ben Deniz’in (Gezmiş) yerine asılmaya razıydım. Şimdi evlat uçaktan inince, “İndik Hocaaa!’” diye mesaj atıyor. Bir ferahlık...

 

Mutlu musunuz?

 

- Kendimle iyiyim. Ama hakikaten dünyanın bugünkü halinden mutsuzum. İnsanları anlamakta zorluk yaşıyorum. Neyse! Başkalarına mutluluk vermeli ama. Onu becerebiliyorsanız, mutlusunuzdur.

 

Neleri özlüyorsunuz?

 

- Çekimler için tekrar Adana’ya gittiğimde neleri özleyeceğimi söyleyeyim: Teknede uyanıp gözümü tam açmadan suya dalmayı özleyeceğim. Hafif rüzgârda, serin vücutlarla full arma yelken açıp süzülürken klasik müzikle güneşin doğuşunu karşılamak... Sabahın ilk kahvesinin kokusunun menemeninkiyle karışması... Midilli’nin terk edilmiş bir tepe köyünde, tavernada enfes müzikten sonra gece, kilise avlusuna uyku tulumlarıyla serilmek... Gera Körfezi’nde Panayot’un tavernasının karşısında demirdeyken uyanıp öğlen için kıyıdan midye, kidonya çıkarmak... Saymakla bitmez ama en değerlisi; bir sabah yepyeni ve güzel dünyaya uyanmayı özlemek... Gerisi avuntu. 

Etiketler facebooktan
  Bu haber 4032 defa okunmuştur.

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

  FACEBOOK YORUM Yorum

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Amed6411--813
    2Galatasaray6411--313
    3Beşiktaş6402--712
    4Kocaelispor6402--312
    5Alanyaspor6321--211
    6Fenerbahçe6312--1010
    7Trabzonspor6312--810
    8Kasımpaşa6240--210
    9Rizespor6312--110
    10Gaziantep FK6222--08
    11Çorum FK6213--17
    12Başakşehir6213---17
    13Gençlerbirliği S.K.6213---87
    14Erzurumspor FK6213---87
    15Konyaspor6114---44
    16Samsunspor6114---64
    17Göztepe6033---43
    18Eyüpspor6105---143
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    9 Ekim, CumaGalatasaray20:00Kasımpaşa
    10 Ekim, CumartesiGençlerbirliği S.K.13:30Amed
    10 Ekim, CumartesiAlanyaspor16:00Erzurumspor FK
    10 Ekim, CumartesiSamsunspor16:00Trabzonspor
    10 Ekim, CumartesiRizespor19:00Fenerbahçe
    11 Ekim, PazarKonyaspor13:30Başakşehir
    11 Ekim, PazarGaziantep FK16:00Çorum FK
    11 Ekim, PazarBeşiktaş19:00Kocaelispor
    12 Ekim, PazartesiEyüpspor20:00Göztepe
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Kayserispor8611--1219
    2Bursaspor8611--919
    3Iğdır FK8512--516
    4Batman Petrolspor8512--216
    5Sarıyer8422--214
    6Keçiörengücü8341--713
    7Mardin 19698332--412
    8Antalyaspor8404--112
    9Fatih Karagümrük8332--112
    10Muğlaspor8251--111
    11Bandırmaspor8242--710
    12Pendikspor8242---310
    13Manisa F.K.8233--09
    14Bodrum FK8152--18
    15Sivasspor8152---28
    16Ümraniyespor8134---36
    17Esenler Erokspor8053---65
    18İstanbulspor8125---125
    19Vanspor FK8134---94
    20Boluspor8017---171
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    9 Ekim, CumaSivasspor17:00Pendikspor
    9 Ekim, CumaBodrum FK17:00Keçiörengücü
    9 Ekim, CumaÜmraniyespor20:00Sarıyer
    9 Ekim, CumaVanspor FK20:00Bandırmaspor
    10 Ekim, CumartesiBoluspor13:30Antalyaspor
    10 Ekim, CumartesiIğdır FK16:00Batman Petrolspor
    10 Ekim, CumartesiKayserispor19:00Manisa F.K.
    10 Ekim, Cumartesiİstanbulspor19:00Esenler Erokspor
    11 Ekim, PazarFatih Karagümrük16:00Muğlaspor
    11 Ekim, PazarBursaspor19:00Mardin 1969
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Muş Sport Klübü5410--813
    2Aliağa FAŞ5401--312
    3Elazığspor5311--810
    4Çorluspor 19475311--610
    5Menemen FK5302--09
    6Güzide Gebzespor4220--38
    7İnegöl Kafkas Gençlik5212--27
    8Erbaaspor5212--17
    9Somaspor4211--17
    10Isparta 32 Spor5212--07
    11Ankaraspor5203---36
    1268 Aksaray Belediyespor5122--15
    13Şanlıurfaspor4121--05
    14Kastamonuspor5203---93
    15Sebat Gençlikspor4013---41
    16Arnavutköy Belediyespor5005---90
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    3 Ekim, CumartesiErbaaspor2-4Aliağa FAŞ
    3 Ekim, Cumartesiİnegöl Kafkas Gençlik0-1Muş Sport Klübü
    3 Ekim, CumartesiMenemen FK2-0Adana Demirspor
    3 Ekim, CumartesiIsparta 32 Spor1-0Hatayspor
    3 Ekim, CumartesiSomaspor19:00Sebat Gençlikspor
    DünKastamonuspor2-1Arnavutköy Belediyespor
    68 Aksaray BelediyesporElazığspor2-3Çorluspor 1947
    BugünŞanlıurfaspor19:00Güzide Gebzespor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Yeşilyurt Belediyespor5500--2015
    2Niğde Belediyesispor5500--1115
    3Karaköprü Belediyespor5500--1015
    4Mazıdağı Fosfatspor5410--913
    5Talasgücü Belediyespor5410--513
    6Kırşehir Belediyespor5401--1512
    7Bitlis Özgüzelderespor5401--1112
    8Ağrı 19705212--07
    9Adana Adaletgucu5203--06
    10Yeni Mersin Idmanyurdu5203---46
    11Kırıkkale Büyük Anadolu5113---24
    12Silifke Belediyespor5113---64
    13Osmaniyespor5104---63
    14Karaman FK5104---103
    15Yozgat Bld Bozokspor5104---153
    16Diyarbekirspor5014---61
    17Yeni Malatyaspor5005---150
    18Adanaspor5005---170
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    11 Ekim, PazarDiyarbekirspor14:30Kırıkkale Büyük Anadolu
    11 Ekim, PazarKaraköprü Belediyespor14:30Bitlis Özgüzelderespor
    11 Ekim, PazarMazıdağı Fosfatspor14:30Yozgat Bld Bozokspor
    11 Ekim, PazarKırşehir Belediyespor15:00Ağrı 1970
    11 Ekim, PazarTalasgücü Belediyespor15:00Adanaspor
    11 Ekim, PazarYeşilyurt Belediyespor19:00Yeni Malatyaspor
    11 Ekim, PazarYeni Mersin Idmanyurdu19:00Osmaniyespor
    11 Ekim, PazarNiğde Belediyesispor19:00Karaman FK
    12 Ekim, PazartesiAdana Adaletgucu15:00Silifke Belediyespor
    Son güncelleme: 05.10.2026 00:02:09