WELG | Türkiye’de baskı mekanizması her geçen gün genişleyerek toplumun farklı kesimlerini hedef almaya devam ediyor. Son günlerde, HDK’ye yönelik operasyonlar kapsamında 30 kişinin tutuklanması, İstanbul Barosu yöneticilerine "terör propagandası" suçlamasıyla fezleke hazırlanması ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na altıncı kez soruşturma açılması dikkat çekiyor.
HDK operasyonları: Gazeteciler, siyasetçiler ve sanatçılar tutuklandı
İstanbul dahil 10 ilde gerçekleştirilen Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik operasyonlarda gözaltına alınan 54 kişiden 30’u "örgüt üyeliği" iddiasıyla tutuklandı. Tutuklananlar arasında DEM Parti MYK üyeleri Semiha Şahin ve Mehmet Saltoğlu, Emek Partisi (EMEP) İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, gazeteciler Yıldız Tar, Ercüment Akdeniz, Elif Akgül ve sanatçı Pınar Aydınlar da bulunuyor. Tutuklananlar Silivri ve Bakırköy cezaevlerine gönderildi.
Gözaltına alınan kişilere, 2012 ve 2013 yıllarına ait telefon dinleme kayıtları, HDK etkinlikleri ve Gezi Direnişi gibi olaylara ilişkin sorular yöneltildi. Avukatlar ve gazeteciler, bu kayıtların dönemin FETÖ savcıları tarafından hukuksuzca elde edildiğini ve daha önce açılan soruşturmalara takipsizlik verildiğini belirtti. Ancak yargı, benzer dosyaları tekrar gündeme getirerek muhalif kesimler üzerindeki baskıyı sürdürüyor.
İmamoğlu’na 6. soruşturma: "Sahte diploma" iddiası
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, "sahte diploma" iddiasıyla "resmi belgede sahtecilik" suçundan soruşturma açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) hazırladığı raporda diplomanın geçerliliğine ilişkin şüpheler olduğu gerekçesiyle soruşturma başlattı. İmamoğlu, 26 Şubat’ta savcılığa çağrıldı.
Bu, İmamoğlu hakkında açılan altıncı soruşturma oldu. Daha önce “ahmak davası”, Ordu Valisi’ne hakaret davası, Büyükçekmece davası ve diğer davalarla gündeme gelen İmamoğlu, son olarak diploma iddiasıyla hedef alındı. CHP’de Cumhurbaşkanlığı için adaylık başvurusunu yaptığı günlerde açılan bu soruşturma, siyasi bir hamle olarak değerlendiriliyor.
İstanbul Barosu’na "terör" fezlekesi: Yargıdan baroya darbe
65 bine yakın üyesiyle dünyanın en büyük barolarından biri olan İstanbul Barosu, bugün olağanüstü genel kurulunu topluyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesi hakkında "terör örgütü propagandası yapmak" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" suçlamalarıyla 3 ila 12 yıl hapis cezası talep eden bir fezleke hazırladı.
İstanbul Barosu, 21 Aralık 2024'te Suriye'de öldürülen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin hakkında “Uluslararası İnsancıl Hukuk Uygulansın” çağrısında bulunmuştu. Savcılık ise bu kişilerin gazeteci değil, "terör örgütü üyeleri" olduğunu iddia ederek baroya yönelik bir soruşturma başlattı. İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, baro yönetiminin görevden alınması ve yeni bir yönetim seçilmesi için 4 Mart’ta duruşma günü verdi.
Baskılar her geçen gün artıyor
Siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar, barolar ve hatta sivil toplum kuruluşları üzerindeki baskılar her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Her güne yeni bir soruşturma, gözaltı ya da tutuklama haberiyle başlayan Türkiye'de, iktidarın muhalefeti tamamen susturma çabası açıkça görülüyor.
Muhaliflere yönelik bu hamleler, Türkiye’de hukuk devletinin her geçen gün daha fazla zedelendiğini ve yargının siyasi bir silah olarak kullanıldığını gözler önüne seriyor.
@welgmedya.com
























