Turgut Öker: “Alevi Hareketi Örgütlenme Modeli Bakımından Sona Geldi”

 Tarih: 16-12-2019 20:40:04   Güncelleme: 16-12-2019 21:11:04
Turgut Öker: “Alevi Hareketi Örgütlenme Modeli Bakımından Sona Geldi”
AABK (Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu) Onursal Başkanı Turgut Öker ile Türkiye ve Avrupa Alevi hareketinin 30 yılını masaya yatırdık. Röportajımızda Öker, Alevi hareketinin gelişimine, yaşadığı sancılara ve çözüm yollarına işaret ediyor. Öker, Maraş’ta yaptığı konuşma ve bir ihbar mektubundan kaynaklı Türkiye’de yargılanıyor ve 40 yıldır yaşadığı yurt dışına çıkma yasağı var. 13 Aralık’ta görülen duruşması 26 Şubat tarihine ertelendi.

Alevi hareketinin kriz yaşadığını düşüyor musunuz?

 

Alevi hareketinin 30 yılını örgütlü mücadele içerisinde aralıksız yer alarak bütün aşamalarını gözlemleme şansına sahip oldum. Gözlemlerim ışığında bir dönemin kendi doğallığı içerisinde sona erdiğini düşünüyorum. Kriz değerlendirmesinden çok, bir dönem kapanıyor. Nedir bu? Alevi hareketinin tepki olarak tarih sahnesine çıktığını hepimiz biliyoruz. Planlı, programlı, bütün ayrıntıları hesap edilerek, özellikle Alevilerin 1950’li yıllardan sonra iç göçle Türkiye metropollerine, bir kısmının da (ciddi bir potansiyel) Avrupa’ya gitmek zorunda olması söz konusu değildi. Süreç hiçbir şekilde kontrol içinde olmadığından 1960’lı yıllardan itibaren büyük şehirlere göç eden Aleviler burada yok olmamak, kendi benliklerini kaybetmemek için zorunlu sebeplerden dolayı dernekler kurmuşlar; 1957 yılında ilk kurulan Divriği Dayanışma Derneği, 1960’lı yıllardan itibaren Tunceliler Derneği, arkasından Sivaslılar, Tokatlılar, Malatyalılar gibi). Bu zorunluluktan kaynaklanan dernekleşmede aklıselim insanların büyük etkisi var. “Dersimliyiz, Sivaslıyız, Erzurumluyuz, Tokatlıyız, Karadenizliyiz” yani bütün şehirleri sayabiliriz ama biz Alevi Kızılbaş’ız.

 

ALEVİ HAREKETİNİN MEVCUT HALİYLE YAŞAMA ŞANSI YOK

 

Bizim şimdiki örgütlenmemizde öğretimizle, yaşam tarzımızla, cem tutmamızla, köylerimizdeki sosyal ilişkilerimizle uygunluk arz etsin gibi rahat atmosferde önemsediğimiz şeyleri, örgütlenme modelini benimseme şansına sahip olmamışlar. Örneğin Avrupa’da 1970’li yıllara doğru buraya paralel Birlik Partisi yurt dışı örgütlenmesi olmuş apar topar. Bunlar Alevi ama programlarında Alevi diye bir şey yok, tüzüklerinde Alevilere hizmet diye bir şey yok, amaçlarında Aleviliği yaşatma gibi bir hedef yok. Türkiye’de de aynı süreç yaşanıyor. O anlamda o günün koşullarında Avrupa’da dernek yasal olmak zorunda. Almanya’daki dernekler masasına kayıtlı olmalı. Var olan tüzükler daha çok sendikaların format kalıpları. O dönemde de bizimkiler gidip en hazır sendika tüzüklerini bulmuşlar. Dolayısıyla emek hareketinin ihtiyacına cevap verebilecek tüzükler alınmış ve Türkçeye çevrilmiş. Örgütlenenler Aleviler ama modelleri sendika modeli. Uzun yıllar kavramlar da sendikal alana yönelik olmuş. Mesela federasyon sözcüğü tüm dünyada sadece sendikal alanda kullanılır, Fransa merkezlidir. Federasyon veya konfederasyon sözcüğünü ifade eden her örgütlenme sendikal örgütlenme modelidir. Dünyada inançsal öğretiyi esas alan örgütlenmede bu tarz kavramlar kullanılmaz. O nedenle bizim adımız Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu olmuş. Ülkelerde tek tek federasyonlar kurulduktan sonra konfederasyon olmuş. İnanç örgütlenmesi konfederasyon tarzıyla örgütlenmez. Türkiye Alevi örgütlenmesi daha çok Avrupa kaynaklıdır. Bizim Avrupa’daki örgütlenmemiz sonrası Türkiye Alevi örgütlenmesi tarih sahnesine çıkmış. Her ne kadar PSAKD örgütünün ambleminde 1988 yazsa da o doğru değil. 1988 daha çok Banaz köyü yardımlaşma derneğidir. 92’li yıllarda bildiğimiz anlamda merkezi örgütlenmeyi önüne koyan PSAKD örgütlenmesi olmuştur. Hacı Bektaş örgütlenmesi de öyledir.

 

Yani son 30 yılın Avrupa merkezli Alevi örgütlenmesi de Türkiye örgütlenmesi de sendikal alanın veya sol demokratik kitle örgütlerinin modelidir. Öğretiyi ve inancı esas almayan, Alevilerin kendi tarihsel örgütlenme modellerinin devamlılığını sağlamayan, bu 30 yıl içindeki katliamlara tepki olarak ortaya çıkma zorunluluğundan, apar topar fazla ayrıntıyı düşünme şansına sahip olmaksızın benimsenen örgütlenme modeliyle bir 30 yıl daha yaşama şansı yok. Kriz kavramını kullanmasam bile bu modelle Alevi inancı kendi tarihsel kökü üzerinden yeşermez. İnsanlığın ihtiyaç duyduğu Alevi örgütlenmesi bu modelden çıkmaz. İnsanlar daha çok bu olayı kişilerle, yöneticilerle, kurumlarla izah ediyor. Yok, bizim toplumsal boyutuna bakmamız gerekiyor.

 

Nedir bahsettiğiniz toplumsal boyut?

 

Alevilikteki cem modeli bile örgütlenmenin felsefesini yansıtıyor. Dernekçilikte %51 esastır. Demokratik kitle örgütlerinde böyledir. Ama Alevilikte canların yüzde yüz onayını, rızalığını sağlamadığınızda o cem yapılamaz. “Arkadaşlar dedemiz bu cemi yapmak istiyor, el kaldırın kaç kişi bunu istiyor kaç kişi istemiyor?” diye sorulduğunda %51’i hayır diyorsa yapabilir diye bir şey yok. Bizim toplumsal sorunlara yaklaşımımızda %100 mutabakat ve rızalık var. O nedenle ikrara dayalı bir rızalığımız var. Gelişigüzel, canım istedi, PSAKD şubesine, Hacı Bektaş şubesine, Vakıflar Federasyonu şubesine üye oluyorum, iştahım gitti üyelikten vazgeçiyorum diye bir şey yok. Bizim felsefemizde dönemsel, günübirlik yola girme, yoldan çıkma gibi bir şey yok. Bu nedenle de ben yaklaşık 1-2 yıldır Alevi örgütlenmesinin kendi felsefi kodlarına, inançsal, kültürel her ne ise bunu esas alarak örgütlenme modeli yaratması gerektiğine inanıyorum. Bir şey yaratacaksak kendimize ait değerleri yaratalım ve yaşayan şey biz olsun. Sendika modelini federasyonla, konfederasyonla yaşatıyorsunuz. Yaşattığınız modelden Alevilik meyve vermiyorsa siz boşa kürek çekiyorsunuz.

 

ALEVİ ÖRGÜTLENMESİ TAKLİT, CEMLER TİYATROYA DÖNÜŞTÜ

 

Kompleksli değilim, bu 30 yılda çok doğru şeyler yaptığımızın farkındayız. Alevilerin tüm dünyada ortaya çıkmasına, örgütlenmesine yönelik bir ömür adadık. Bu noktada o kadar çok artılarımız var ki yani Aleviler bu gezegende son 30 yıldır yok, hep vardı. Ama ciddi bir örgütlenme yaratamamışlardı. Bizim çabamızla bir örgütlenme ortaya çıktı fakat bu orijinal bir Alevi örgütlenmesi değil.

 

Bu nedenle de bizim “Aleviler ne yapmalı, nasıl örgütlenmeli” sorusuna tamamıyla yolumuzu, tarihimizi esas alan bir model geliştirmemiz, taklitten vazgeçmemiz lazım. Şu an Alevi örgütlenmesinde taklit var. O nedenle üye olmamızdan başlayarak rızalık üzerinden, lokmamızla, ikrarımızla, temel kurallarımızla hem üye olanın hem de üyeliği onaylayanların -çünkü öğretide karşılıklı rızalık söz konusu- ikrar ve rızalığı olması gerekiyor. Ne yazık ki derneklerde naylon üyelik söz konusu. Üye olan kim, aklanmış, paklanmış öğretiye uygun, toplum içine girme hakkı olan insan mı değil mi bakılmaksızın kuru üyelikler var. Bundan dolayı da her boydan her soydan her cinsten insanlar var. Öğreti karşılıklı ikrarlaşmayı, rızalığı esas alırken Alevi örgütlenmemizde bunun karşılığı yok. Normal cemlerimiz tiyatroya, görselliğe, ‘adet yerini bulsun’a dönüştü. Gerçekten bu yüzyılda bu inancı orijinal bir şekilde yaşatacak, yeni kuşaklara aktaracak bir açılımlar yerine sadece nostalji takınılıyor. Ortam, yaşam değişmiş, somut olarak bizim 12 hizmette bile uyguladığımız birçok şey işlevini yitirmiş. Tamam, sen hizmetleri yaşat ama bazen hava alanlarında görüyorum, 30-40 yıl önce köylerde kullanılan çalı süpürgesini ve bağlamaları sırtlarında taşıyorlar yurt dışına. Niye? İlla o olacakmış! Zamanında normal temizlik o süpürge ile yapılıyordu. O çalı süpürgesinin inançsal bir kutsallığı yok. Köylerde kullanılan ibrikler aranıyor (gülüyor). Bu açıdan özü değil şekli öne çıkaran taklitçiler söz konusu. Bugün yeniden bizim ihtiyaçlarımızdan, öğretimizden, gelecek ütopyamızdan da yola çıkarak Alevi örgütlenmesinin önüne yeni hedef koymamız lazım.

 

Ektiğimiz tohum nasıl bir meyve verdi? Sonuç Aleviliğe hizmet ediyor mu etmiyor mu? Etmeyen yönlerini bir tarafa bırakarak olumlu yönlerini esas alarak yeni bir 30 yıl perspektifi çıkarmamız lazım. Bunu şundan dolayı rahatlıkla söylüyorum; benim 30 yıl önce bugün Aleviliğin programı dediğimiz, kırmızı kitapları, el kitapları bunların yazımında yer almış bir insan olarak biliyorum ki bunlar gökten inecek ayetler değil. Örgüt, örgütlenmemiz, örgütlenmemize yön veren insanlar, özellikle de örgütlü insanlar oturacaklar ve bu süreci masaya yatıracaklar.

 

Özellikle son 20 yılda dernek, vakıf, cemevleri denetimsiz bir şekilde arttı. Birçok yönetici aynı kurumun içinde uzun yıllar devam ediyor ve şirket gibi yönetiyorlar. Bu değişim zor olmayacak mı?

 

Alevi inancının, öğretisinin bugüne kadarki Alevilerin toplumsal sorunlarını çözmedeki modelini esas almamız lazım. Alevilikte Şeyhülislamlık gibi, Vatikanlık gibi yukarıdan aşağıya ademi merkeziyetçi emirler üzerinden bir şekillenme yok. Tarihinde yok. Neden yok? Tüm Alevilerin mensup olduğu tek ocak var mı? Yok. Alevilerde ‘yol bir sürek binbir’anlayışı var, ‘el ele el hakka’ anlayışı var. Dolayısıyla Alevilerin örgütlenme modeli çoğulcu. Tek merkez, tek ocak, tek irade gibi bir model yok. Bizim bunu örgütlenmemize de aktarmamız lazım. Ben de Avrupa’da örgütümüzde aralıksız 15 yıl başkanlık yaptım. Uzun bir süre normal koşullarda. Nasıl olması lazım? Hiyerarşik anlamda gücü, tek insanı, yönetmeyi, başkanlığı kutsayan şeylerden uzaklaşması lazım. Normalde cemlerde tek başına dedenin, pirin, mürşidin karar verdiği bir model yok. Dede de, mürşit de, rehber de toplumun verdiği kararın sözcülüğünü yapan insanlardır; karar vericiler değiller. Her şeyden önce Alevilikte jüri sistemi var. Örgütlenmenin de bunu esas alması gerekir.

 

Genel anlamda yöneticilik olayı amacı, ütopyası farklı, başka bir dünyayı temsil eden örgütlenme modellerini taklit etmekten vazgeçmemiz lazım. İslami örgütler, camiler bunu yapabilir. Onların öğretisinde bu var. Şeyhülislamlık makamı var. Ulema yukarıdan karar verir, kullar da buna uyar. Alevilikte böyle bir şey yok. Bizden önceki insanlar nasıl örgütlenmişlerdi? Aleviliği bugüne nasıl aktarmışlardı?

 

Nasıl Hristiyanlık kilisesiz, İslam da camisiz olmaz ise Alevilik de cemevi olmadan bugünün dünyasında kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz. Son 20 yılımız cemevi kurmakla, kurdele kesmekle, temel atmakla geçti. Ama çıkan sonuç hiç de arzuladığımız gibi değil. Sadece olayın dinsel şeyleri ile sınırlandı, cenaze kaldırıyor, kırk lokması var, anmalar gerçekleşiyor. İnsanın ne ihtiyacı varsa, hayatının bütün alanlarında bu ihtiyaçlara cevap verecek üretimler, faaliyetler, cemevleri olması gerekirken şu an sadece bir alanla sınırlandı. Onun dışındaki bize ait ihtiyaçlarımıza hizmet veren genişlik, çeşitlilik, zenginlik cemevlerimizde yok. Şu anki örgütlenme modeli çok da arzuladığımız gibi olumlu bir model değil. Ne yazık ki olumsuzluk daha ağırlıkta.

 

Alevi kurumları ve buralarda aktif çalışma yürütenlerle Alevi toplumunun organik bağları yok. Alevi toplumu ile kurumlar arasında kopukluk var. Kurumlar yukarıdan söz söyleyen ama Alevilerin evine girmeyen bir yerde duruyor. Alevi hareketi açısından general çok, ordu yok. Kurumların birlikte hareket etmesi sorunu çözer mi yoksa her Alevinin evine girmeyi hedefleyen bir örgütlenme modeli mi?

 

Bizim rehberimizin, benimseyeceğimiz yol ve yöntemin bugüne kadarki yaşam tarzımızdan süzülerek çıkacağına inanıyorum. Bizim başka bir gezegende, başka bir toplulukta denenmiş, onda ortaya çıkmış sonuçları taklit etme gibi, onlara özenme gibi bir şeye ihtiyacımız yok. Derler ya “dert bizdeyse derman da bizim ellerimizde”. O anlamıyla şu an ifade ettiğiniz olumsuzlukların çıkması kişilerden kaynaklı bir olay değil; modelin, tarzın bize uygunluk arz etmemesinden kaynaklanıyor. Biz modeli değiştirebilirsek o saydığınız sapmalar da ortadan kalkabilir. Ben insanla izah etmiyorum olayı.

 

Dernekçilik tüzüğüyle, merkeze yetkiler verirseniz yani merkezin astığım astık kestiğim kestik yukarıdan yönetici atama, yukarıdan kayyum atama, halkın seçtiği insanları esas alma değil; bu sistemin mevcut çarpık hukuksuzluğun vermiş olduğu haklarla genel merkez olarak hareket ederseniz oradan asla Alevilik ortaya çıkmaz.

 

Ben diyorum ki tamam mecbur yasal olacaksın ama bizim kendimize özgü hukukumuz var. Nasıl cem yapacağımıza bu ülkeyi yönetenler karar veremiyorsa örgütlenmelerimize de kimse karışamaz. Yeter ki biz isteyelim.

 

Son 30 yılda “keşke şunu yapmasaydık” diye özeleştiri yaptığınız konular var mı?

 

O kadar çok ki! Şu an ben “Aleviler ne yapmalı” diye Avrupa’da sunumlar yapıyorum. Bu 30 yıldan sonuçlar çıkararak yeni bir tartışma, yeni bir arayış çabası içerisindeyim. Ve gittiğim yerlerde sizin sorduğunuz gibi sorular geliyor “Başkan, keşke dediğiniz şeyler var mı?”. Ben de diyorum ki “Keşke demeyen bir adam beton kafadır”. Onlarca, binlerce şey yaptık. Bunların içinde kendi öz gücümüzün dışında başka kesimlerin, toplulukların ortaya çıkardığı çabalara bizim hiçbir etkimiz olmaksızın dahil olmamız, bugünkü sonuçlardan baktığımızda son derece yanlıştı. Alevi hareketinin hiçbir şekilde kendisinin direksiyonda olmadığı, belirleyici olmadığı kesimlerin kayığına binmesi kadar yanlış bir şey olamazdı. Siz Alevileri temsil eden bir kesimsiniz ama gidişatta hiç etkileme şansınız yok. Nedir bunlardan bir tanesi? Bir zamanların Barış Partisi! O dönemdeki Alevi hareketi hiçbir şekilde karar veren kişiyle organik bir ilişki içinde olmadığı halde sadece iyi niyete dayalı sözlü anlatımda böylesi bir sürecin içine dahil oldu.

 

Geriye dönük genel anlamda Avrupa Alevi hareketinin son 30 yıl içerisinde dişiyle tırnağıyla, kampanyalarıyla ortaya çıkardığı ekonomik gücü ağırlıkla cemevlerine aktarabildik. Ama bugünkü cemevlerini çağdaş anlamda bugünün insanlığının aradığı soruya cevap anlamında olumlu çalışmalarıyla göremiyoruz ne yazık ki. Tam tersi bir şeye hizmet etmeye kalkıştı. Devlet her yönüyle bizi inkar etti, öbür taraftan cemevlerinin içini devletin istediği boyutta sınırladılar. Hem İslamlaşma, sünnileşme, Şialaşma konusunda hem de toplumsallaşma sorunlarından uzak kalma konusunda olumsuz sonuçlar veriyor.

 

Yurt dışı yasağıyla Türkiye’de kalışınızı avantaja çeviriyorsunuz. Devletin size dönük bu politikası tersine mi döndü?

 

Kendimi bildim bileli politik, örgütsel mücadelenin içerisindeyim. 16-17 yaş dönemim cezaevinde geçti. Ben bugüne kadar şunu öğrendim; bize düşman olan kesimlerin bizden beklentilerinin tersini yapmak. Bize dair övgülerde bulunuyorlarsa demek ki yanlış yoldayız, düşmanca saldırıyorlarsa mutlaka doğru yoldayız. Bu süre içerisinde de burada bir hesapları var. 40 yıldır yaşadığım ülkeye gidişim yasaklanıyorsa burada kalmayı avantaja dönüştürmemiz lazım. Ben hayata öyle bakıyorum. Başkalarının kendine göre bir hesabı varsa biz Alevilerin de kurumların da kendimiz, kendi geleceğimiz için bağımsız hesabımızın olması gerektiğine inanıyorum.

 

Röportaj: Sezgin Kartal

 

Okuyucu Tepkileri

Bu habere tepkinizi seçin

0 tepki

Bir emojiye dokunarak tepkinizi paylaşabilirsiniz.

Etiketler
  Bu haber 2575 defa okunmuştur.   Editör: Haber merkezi   Kaynak: Welg medya haber

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

  FACEBOOK YORUM Yorum

☁️
--°

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    # Takım O G B M A Y AV P
    1Galatasaray134245--547
    2Fenerbahçe2342111--240
    3Trabzonspor334209--522
    4Beşiktaş434179--819
    5Başakşehir534169--923
    6Göztepe6341413--710
    7Samsunspor7341312--91
    8Rizespor8341011--13-6
    9Konyaspor9341010--14-7
    10Kocaelispor1034910--15-12
    11Alanyaspor1134716--110
    12Gaziantep FK1234910--15-15
    13Kasımpaşa1334811--15-16
    14Gençlerbirliği S.K.143497--18-11
    15Eyüpspor153489--17-15
    16Antalyaspor163488--18-22
    17Kayserispor1734612--16-35
    18Fatih Karagümrük183486--20-23
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    15 Mayıs, CumaRizespor2-2Beşiktaş
    16 Mayıs, CumartesiFatih Karagümrük2-1Alanyaspor
    16 Mayıs, CumartesiGaziantep FK1-2Başakşehir
    16 Mayıs, CumartesiSamsunspor3-0Göztepe
    17 Mayıs, PazarKayserispor2-1Konyaspor
    17 Mayıs, PazarFenerbahçe3-3Eyüpspor
    17 Mayıs, PazarTrabzonspor0-3Gençlerbirliği S.K.
    17 Mayıs, PazarKasımpaşa1-0Galatasaray
    17 Mayıs, PazarAntalyaspor1-0Kocaelispor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Erzurumspor FK1382312--355
    2Amed2382111--639
    3Esenler Erokspor3382111--646
    4Çorum FK438218--924
    5Bodrum FK5381810--1032
    6Pendikspor6381615--725
    7Keçiörengücü7381612--1030
    8Bandırmaspor8381612--1013
    9Manisa F.K.938167--151
    10Sivasspor10381411--134
    11İstanbulspor11381313--122
    12Sarıyer1238157--160
    13Iğdır FK13381311--14-2
    14Vanspor FK14381310--155
    15Boluspor1538146--184
    16Ümraniyespor1638137--18-4
    17Serik Spor1738116--21-31
    18Sakaryaspor1838810--20-27
    19Hatayspor193828--28-69
    20Adana Demirspor203813--34-147
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    1 Mayıs, CumaHatayspor3-1Vanspor FK
    1 Mayıs, CumaBoluspor3-1Serik Spor
    1 Mayıs, Cumaİstanbulspor8-1Adana Demirspor
    1 Mayıs, CumaManisa F.K.5-0Sakaryaspor
    2 Mayıs, CumartesiÜmraniyespor1-4Keçiörengücü
    2 Mayıs, CumartesiBodrum FK0-1Sarıyer
    2 Mayıs, CumartesiBandırmaspor1-0Sivasspor
    2 Mayıs, CumartesiÇorum FK1-1Erzurumspor FK
    2 Mayıs, CumartesiEsenler Erokspor1-1Pendikspor
    2 Mayıs, CumartesiIğdır FK3-3Amed
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Batman Petrolspor136258--353
    2Muğlaspor236219--632
    3Elazığspor336216--945
    4Adana 01 FK4361910--720
    5Şanlıurfaspor536198--920
    6Ankaragücü636189--911
    7İnegölspor7361612--823
    8İskenderunspor836168--126
    9Beyoğlu Yeni Çarşı9361315--810
    10Ankaraspor10361313--1010
    1124 Erzincanspor1136156--156
    12Kastamonuspor1236119--16-12
    13Karacabey Belediyespor1336118--17-9
    14Altınordu1436811--17-26
    15Erbaaspor1536107--19-21
    16Beykoz Anadolu163686--22-29
    17Kepezspor173658--23-45
    18Karaman FK183649--23-56
    19Bucaspor 1928193648--24-38
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    24 Nisan, CumaKaracabey Belediyespor0-1Bucaspor 1928
    25 Nisan, CumartesiBatman Petrolspor6-0Kepezspor
    25 Nisan, CumartesiAnkaragücü4-1İskenderunspor
    25 Nisan, CumartesiAltınordu2-2İnegölspor
    24 ErzincansporKastamonuspor0-3Muğlaspor
    24 ErzincansporŞanlıurfaspor2-1Ankaraspor
    24 ErzincansporKaraman FK3-2Beykoz Anadolu
    24 ErzincansporBeyoğlu Yeni Çarşı3-1Erbaaspor
    # Takım O G B M A Y AV P
    1Sebat Gençlikspor130207--333
    2Yeni Orduspor230184--838
    3Yozgat Bld Bozokspor330176--731
    4Karadeniz Ereğli BSK430169--515
    5Fatsa Belediyespor530154--118
    6Zonguldak Kömürspor630137--1018
    7Pazarspor7301110--9-2
    8Karabük İdman Yurdu830125--13-15
    9Düzcespor930117--12-6
    10Tokat Bld Plevnespor1030106--14-7
    11Orduspor 1967113097--14-16
    12Amasyaspor 1968123096--15-12
    13Artvin Hopaspor133095--16-12
    141926 Bulancak143085--17-30
    15Çayelispor153059--16-21
    16Giresunspor163049--17-22
    Tarih Ev Sahibi Saat / Skor Konuk Takım
    18 Nisan, CumartesiGiresunspor0-1Karabük İdman Yurdu
    18 Nisan, CumartesiArtvin Hopaspor7-31926 Bulancak
    18 Nisan, CumartesiFatsa Belediyespor5-1Çayelispor
    18 Nisan, CumartesiPazarspor1-0Amasyaspor 1968
    18 Nisan, CumartesiYeni Orduspor3-4Zonguldak Kömürspor
    18 Nisan, CumartesiKaradeniz Ereğli BSK5-3Orduspor 1967
    18 Nisan, CumartesiTokat Bld Plevnespor2-0Düzcespor
    18 Nisan, CumartesiSebat Gençlikspor2-3Yozgat Bld Bozokspor
    Son güncelleme: 25.07.2026 13:00:17