Hastanedeki işlemleri bitikten sonra Türkiye’ye getirilecek olan cenaze Dersim Pertek’te toprağa sırlanacak.
Ferit Demir ablası için şunları yazdı:
Abla,
Hava buralarda yakıcı sıcak...
Ama ben üşüyorum...
Hatta donuyorum...
Vücudunu işgale kalkışan o lanet hücreler...
Ve o lanet hastalık seni yatağa esir ettikten beri gecemiz gündüzümüz sensin...
Ne yazayım bilmiyorum aslında..
Bazen beynim duruyor..
Bazen yüreğim parçalanıyor...
Senin varlığın bizim için bir güneş gibi..
Güneş varsa hayat var..
Yani sen bizim için hayatsın...
Hatırlıyor musun abla..
Çocukluk yıllarımızı..
Ben her gece babamın yanında yatardım..
Babamın sırtına sarılarak uyurdum..
Her gece beni babamın yanında kaçırma girişimlerin olurdu..
Bir keresinde fark etmemiştim, uyumuştum..
Bir anda beni babamın yanında alarak yanına götürmüştün..
Sabah uyandığımda bana sarılmıştın..
Ağladım..
Neden beni babamın yayında almışsın diye..
Sonra bizimde sana sarılma hakkımız var ağlama feri dedin..
Şimdi bugüne gelelim...
Bizimde sana sarılma hakkımız yok mu?...
Bu hakkı neden bize çok gördün...
Sen azimlisin..
Güçlüsün..
Cesursun..
Neleri yenmedin ki...
Lanet hastalık..
Yani kanser ilk seni işgale kalktığında tam 9 yıl önceydi...
tam ta bu zamanlardı...
Ameliyata girmeden haberim olmuştu..
7 saatte yetiştim sana..
Gözlerini açtığında karşındaydım..
ilk sözün şuydu:
Ferit korkacak bişey yok..
Yeneceğim bu hastalığı..
O zaman inanmıştım sana..
Ve İyileştin..
Ve yendin o zaman kanseri..
Aradan yıllar geçti..
Sende biliyordun zaten...
Bu hastalık en zayıf anda tekrar öldüğü yerde dirilir..
defalarca uyardım seni..
Sakın hiç bir şeye takma..
Oysa sen sokakta yalnız yürüyen..
Yada hüzünle düşünen..
Birini görünce bile üzülüyordum..
Yapma abla dedim sana..
O yürek hiç acımasız olmadı...
Oysa o yürek acımasız olsa güçlü olacaktı..
Acımasız ve soğuk kanlı kalmayı hiç beceremedin...
Sonra yıllarca gözünün önünde olan Teslim Abi'yi kaybettin..
Ve sen sonrasına dayanamadın..
Düştün hastane koridorlarına
7 aydır mücadele ediyorsun..
Her telefon konuşmamızda yeneceğim bir daha bu hastalığı diye haykırdın...
Son 2 aydır soruların değişti..
Ferit bu son tedavi iyi gelir mi bana dedin..
Sonra Ferit ben iyileşir miyim dedin..
Tabi ki ablam..
Tabi ki benim canım ciğerim iyileşeceksin dedim her defasında...
Abla,
Vücudunu işgale kalkışan kanser hilleti güçlü olsa da...
Sen daha güçlüsün..
Düşün ki..
Zeynep ve Sinan seni günlerdir bekliyor..
Biz bekliyoruz..
Anan Kumru iki büklüm olmuş..
Kumru en son şunu dedi..
Eğer Allah varsa kızımın bütün hastalıklarını bana versin..
Kanser beni dört bir yanda sarsın...
Yeter ki kızım iyileşsin dedi...
İbo gün 24 saat başunca..
Bizler uzaklarda per perişanız...
Köyde herkes sana dua ediyor..
Biliyor musun abla:
Her izine gelmeden önceden valizlerin gelirdi..
önceden valizleri yollardın daha fazla eşya getirmek için..
Köydeki her yaşlı kadına bir krem bir çikolatan paketlenmişti valizlerin içinde..
Yaşlı amcalara dedelere ikram ettiğin kahveler..
Düşünki evin bahçesini bir cafe'ye çevirmiştin..
Herkes gelip otursun ben bişeyler yapayım onlar yesin diyordun her defasında
Kimi görsen , tanıyıp tanımamak önemli değil mutlaka bir hediye verirdin...
Aslında herkes yolunu gözler..
Diyorlar ki Sakine mutlaka bu hastalığı yenecek..
Vedat iki köpek büyüttü..
ikisinin ismi de Çalo..
Hani derdin ya benim babam köpek çok sever..
Evin önünde köpek eksik olunca huzursuz oluyorum..
İşte gel şimdi..
Çalolar seni koklasın..
Ve hatırlıyor musun abla..
Antalya'da Zeynep'in nişanında bütün aile bir araya gelmiştik..
en yakın akrabalar yan yanaydık..
Orada bir aile fotoğrafı çektik..
Mutlu ve neşeliydik hepimiz..
Şimdi bu aile fotoğrafını daha kalabalık olarak bir daha çekmeliyiz..
Sen ille de bu fotoğrafa yine olmalısın..
yine olacaksın...
Hayatımın en güzel yıllarını seninle geçirdim..
Liseyi yarım bıraktım İstanbul'da senin yanına geldim..
Okulu neden bıraktın diye kızdın bana..
Yo okula gidersin ya yanıma gelme dedin..
İki seçenek sundun...
Ben seninle kalmayı okumayı seçtim..
4 yıl boyunca benim okumam için ne fedakarlıklar yaptın..
Gündüz çalıştım gece okula gittim...
İstisnasız her gece saat 01.00'de 4 yıl boyunca kapıyı sen açtın bana..
Annemde ve babamda görmediklerimi sen yaptın bana...
Hem Anamdın hem Babamdın...
Anılar o kadar çok ki hangisini yazayım bilmiyorum...
Abla şimdi gelelim sana..
Yazımın en başında da belirttim ...
buralarda yakıcı bir sıcaklık var..
Ben üşüyorum hatta donuyorum dedim..
Ve sen o yatakta olduğun sürece biz üşüyeceğiz..
Donacağız...
Yanacağız...
Tutuşacağız...
Şimdi soruyorum sana..
Sen gidersen biz ne oluruz...
sen bizim Güneşimizsin...
Güneş kaybolunca ne yaşanır sen de biliyorsun..
Hele bir daha güneş doğmayacaksa...
Hayat biter...
Sen Güneş'sin
Hiç üstümüzde eksilik olma...
Ve hiç batma üzerimizde..
Güzel ablam..
Sen varsan bize yaşam sevinci gelir...
sen yoksan;
Biz kör sağır ve dilsiz oluruz..
Ben bir ömür kör olurum..
Sağır olurum..
Dilsiz olurum...
Sensizlik kolay mı sanıyorsun..
Bir insanın gözünün nuru solarsa ne olur..
Bunu biliyorsun sende abla..
Babamız öldüğünde neler yaşadık...
Bizleri bu halde bırakacak mısın?
Hadi silkelen...
Hadi topla o gücünü..
Pes etmek asla yok..
Direneceksin..
Direnmelisin...
Güzlü olmalısın..
çocukların için..
sevenlerin için..
Bizler için...
Seni tanıyan herkes için güçlü olmalısın abla...
Bir daha doğrul o yatakta..
Sonsuza kadar bu yatağa girmeyeceğim de...
Yeneceğim seni lanet olası kanser de..
Gülümse..
Bir daha gülümse ...
Sonra bize can gelsin..
Ve yine geleyim Elazığ havaalanına sevinçle kucaklayayım seni...
Düşün ki ..
Bu hayatta ilk kez seninle karşılaşmamızda kucaklaşamadık ..
Hani her defasında boynumdan öper koklardın ya..
Bu kez öpemedin koklayamadın..
Ben öpemedim sarılamadım sana..
Bana bir sarılma borçlusun..
Kalk o yataktan ve geleyim hemen sarılalım doyasıya...
Son bir gerçeği anlatayım sana ablam,
Yakın zamanda bir haber için Munzur'ların kuzey eteğine gittim..
Ters laleleri haber yapmak için..
Yüzlerce ters lale vardı..
Kaya kenarında açık alanda yüzlercesi çiçek açmıştı..
Sonra bir taş kümesi gördüm..
Bir ters lale taşların altında çıkmış..
Çiçek açması gerek..
Güneşe çiçeklerini göstermesi gerek..
doğaya çiçeklerini açması gerek..
Ve o lale azmiyle taşı bile delmişti..
Düşün ki nazik bir çiçek azmiyle sert bir taşı delebiliyor..
Ve o ters lale taşı delerek çiçeğini doğaya sergilemeyi başarmıştı..
Şimdi sıra sende..
Munzurlardaki o ters lale kadar azimli olmalısın..
Azmini yükselt en üst seviyeye..
Vücuduna bulaşan her kanser hücresini paramparça et..
Delik deşik et..
Ve taşı delen bir çiçek misali...
Sende bizim dünyamıza çiçek aç..
Lütfen abla..
Lütfen inancınla azminle yen o lanet kanseri..
Mahkum olduğun yataktan kalk bir an önce...
Ve geleyim hemen oraya..
Sarılalım doyasıya..
Hadi lütfen abla..
O ince sesinle ara beni ..
Feritttt ...
Ben iyileştimmmm de....
Bu cümleyi bekliyorum sende abla....
Welg medya olarak Demir ve Çelik ailelerine başsalığı diliyoruz,deveri daim devri asan olsun ısıklar içinde uyusun.