BİZİM YOLUMUZ TÜRKLÜK VE KÜRTLÜK YOLU DEĞİL, ALEVİLİK YOLUDUR!

 Tarih: 24-10-2018 21:53:13   Güncelleme: 24-10-2018 23:11:13
BİZİM YOLUMUZ TÜRKLÜK VE KÜRTLÜK YOLU DEĞİL, ALEVİLİK YOLUDUR!
Milliyetçi propagandanın etkisinde kalan bir kısım Alevi canımızın sanki Alevi olduklarını unutmuşlar gibi bir ruh halleri var. Olaylara ve olgulara Alevi perspekfiyle bakmayan bu canlarımız, mensup oldukları etnik kökenlerini Aleviliğin önüne koymaya başladılar. Kurumlarımız içinde ortaya çıkan '' ben Türk Alevisiyim'' ya da '' ben Kürt Alevisiyim'' türünden tartışmalar, bu canlarımızın milliyetçiliğin etkisinde kalarak Alevi bakış açılarını kaybetmelerinin üründür.

Aleviliğe kendi milliyetçi ideolojilerinin gözüyel bakanların yarattıkları bu tartışmlar, Alevilerin toplumsal ve örgütsel birliklerine ciddi zararlar veriyor. Alevi toplumu içerisinde Türk, Kürt, Arap, Fars, Arnavut gibi etnik kökenlere mensup olan canlarımız vardır. Canlarımızın bu etnik kökenlere mensup olmaları, her etnik kökene ait olan bir Aleviliğin var olduğu anlamına gelmez. İdrak edilmeyen budur.

 

'' Türk veya Kürt Aleviliği'' denen bir şey yoktur. Bunlar milliyetçi kafaların ve akımların uydurdukları şeylerdir. Merkezine insanı koyan tek bir Alevilik vardır!

 

Alevilerin toplumsal birlkleri, inanç temelli bir birliktir. Bu birliğin merkezinde Alevi yoluna ve inacına verilen ikrar vardır. Aleviler ikrar bağıyla birbirlerine bağlanarak yol kardeşi olmuşlardır. İkrar; Türklerin, Kürtlerin veya başka bir milletin varlığına değil, Aleviliğe verilmiştir. Bunun aksini iddia etmek milliyetçi ideolojilerin ortaya çıkarttığ bir riyakarlıktır.

 

Türklerin ve Kürtlerin hepsinin Alevi olmadıkları bilinen bir gerçektir. Bu durmu bile Aleviliğe '' Türk veya Kürt pencersinden'' bakanların naslı bir yanılgı içinde olduklarını görmek için yeterlidir.

 

Biz bu gerçekleri dile getiriken halkların varlıklarını inkar etmiyoruz. Halklar vardır! Her halkın varlığına ve birliğine saygı duyoruz!

 

Fakat bizim inancımız ve yolumuz tarih sahnesin çıktığı günden beri merkezine insanı koymuştur. Bundan dolayı yol pirlerimiz Alevilğe talip olmak için meydana gelip dara duran hiçbir insana hangi etnik kökenden olduklarını sormamışlardır. Çünkü hakikat meydanına gelip dara duran herkes, o meydada insani kimliği ile vardır.Yol pirlerimiz dar'da duranların bu kimliklerin esas alarak, onlara Aleviliği ve Aleviliğin özünü oluşturan Dört Kapı Kırk Makam'ı anlatmışlardır. Anlatılanlara bir ihtirazı olmayan insanlardan ikrar almışlardır.

 

Aleviliğin asıl amacı, Alevi toplumunu insanı kamil mertebesine ulaştırmaktır.Yani hakikat kapısına taşımaktı. Aleviliğin sırrı hakikat kapsında ne milletlerin ne de dinlerin yeri yoktur. Gerçeğin sırrına eren insan kendisin bunlardan tümden arındırır. Hakikat yolunda yürüyerek rızalkı düzenin kurmaya yönelir. Rızalık düzeni devletin, özel mülkiyetin, mazlumun ve zalimin olmadığı bir düzendir. Bu eşitlikçi toplumsal düzende yarin yanağından gayri herşey ortaktır.

 

Bu düşünceler ile bütünleşen her canımız Alevilerin toplumsal ve örgütsel birliklerini gözbeği gibi korur. Temelinde milliyetçi ideolojilerin olduğu tartışmalardan ve bu tartışmaların yarattığ sürtüşmelerden uzak durur. Türk ve Kürt milliyetçiliği yapmanın Alevilikle bağdaşmadığını görür. Dünya da ve ülkemiz de yaşanan gelişmelere Alevi bakış açısıyla yaklaşır. Mazlumun yanında, zalimin karşısında olma temelinde bağımsız bir Alevi duruşunun temsilcisi olur.

 

 

Sözün Özü:

 

Zalimler asırlardı bizi Alevi olduğumuzdan ve çarkı bozuk düzenlerinin bir parçası olmadığımızdan dolayı katlediyorlar. Aleviliğe ve Alevi toplumuna karşı uyguladıkları baskı, yasak ve inkar politikalarının nedende budur.

 

Kerbela'da Pir İmam Hüseyin'i, Sivas'ta Pir Sultan Abdal'ı, Dersim'de Seyit Rıza'yı katlederken hangi entnik kimliğe mensup oldukların bakmadılar. Bu yol önderlerimiz Alevi oldukları ve zalimlere biat etmedikleri için katletiler.

 

Din adına Alevilerin hakkında verilmiş olan yüzlerce ölüm fetvası var. Bu fetvaları veren şeriatçı din adamlarının hepsi de aynı etnik kökene mensup değilerdir. Hakkında ölüm fetvaları verilen Aleviler de aynı etnik kökene mensup değilerdir. Burada belirleyici olan etnik kökenler değildir. Belirleyici olan onların İslamcı, bizim Alevi olmamızdır.

 

Şeyhülislam Ebussuud Efendiler, hangi etnik kökene mensup olduklarına bakmadan tüm Alevilerin çocuklarıyla birlikte topluca öldürülmleri için fetvalar vermışlerdir. Bunlar tarihe kaydet edilmiş olan gerçeklerdir.

 

Bizi Dersim'de, Maraş'ta, Çorum'da, Gazi'de katledenler ve Sivas'ta diri diri yakanlar bu fetvaları verenlerin yolundan yürüyenlerdir. Milliyetçi anlayışla hareket edenlerin, insanlık düşmanı bu zalimleri '' kardeş olarak'' görmelerinde şaşılacak birşey yoktur. Çünkü milliyetçi anlayışta aynı millete mensup olmanı ortaya çıkartığı bir kardeşlik vardır. Sayıları çok az bile olsa bazı Alevilerin MHP'li oldukların biliyoruz. Bu insanların Alevileri katleden faşist MHP'nin saflarına katılmalarının asıl nedeni milliyetçi anlayışlarıdır. İkrarına bağlı olan Aleviler bu anlayışı kökünden reddediyor.

 

Milliyetçilik yapmadan ve etnik kökenlerini Alevlerin inaç birliğinin önüne bir engel olarak koymadan kendi ulsal kimliğine sahip çıkan canlarımıza bizim bir sözümüz yoktur. Yeter ki Alevilik ile milliyetçiliği birbirine karıştırmayalım. Çünkü bunlar birbiriyle bağdaşan şeyler değildir. Her milliyetçilik kendi bağrında bir ırkçılığı da taşır. Bunu asla unutmayalım!

Alevi Dayanışma Ağı-ADA

Etiketler
  Bu haber 2750 defa okunmuştur.   Editör: haber merkezi   Kaynak: Welg medya haber

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

  FACEBOOK YORUM Yorum

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım