Bayram Mesajlarında Bile Saltanatın Peşindeler: Bahçeli ve Erdoğan'dan Rejimi Kalıcılaştırma Mesajları
Tarih: 07-06-2025 08:16:48WELG | Türkiye’de demokrasinin yalnızca adı kalmışken, iktidar ortakları Erdoğan ve Bahçeli, bayram mesajlarını bile rejimi kurumsallaştırma ve muhalefeti sindirme planlarıyla şekillendirdi. Toplumun gerçek sorunlarına dair tek kelime etmeyen iki lider, bayramı bir kez daha “otoriterleşme yol haritası”na dönüştürdü.
Rejim Mesajı: Halk Yok, Saltanat Var
AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kurban Bayramı açıklamalarında iktidarın kalıcılığına dair mesajlar verirken, ülkenin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve demokratik çöküşe dair tek bir ifade kullanmadı. Onlara göre ne adaletsizlik var, ne yoksulluk, ne de yargı sopası. Çünkü asıl hedef, mevcut rejimin ömrünü uzatmak.
Erdoğan, bayram mesajında muhalefeti hedef alırken “bir avuç yolsuz siyasetçi” söylemiyle CHP’ye yüklendi. Bahçeli ise açıkça “kurucu anayasa” çağrısı yaparak sistemin temellerini yeniden yazmaya hazır olduklarını ilan etti. Bu, halkın değil rejimin bekasını önceleyen bir planın ilanıdır.
Bahçeli’den Açık Tehdit: “Saraçhane’den Çıkın, Ankara’ya Gelin”
Bahçeli, sokakta yükselen halk tepkisinin farkında ve bundan rahatsız. “Saraçhane’den çıkın, Atatürk’ün izinde Ankara yoluna dönün” ifadesiyle, CHP’ye ve tüm muhalefete “iktidarın çizdiği sınırlar içinde siyaset yapın” uyarısı yaptı. Sokaktan çekil, itiraz etme, sadece bizim kurallarımıza uyan bir “vitrin muhalefeti” ol çağrısıdır bu. Bahçeli açıkça sokak siyasetinin kriminalize edilmesi gerektiğini savunurken, esas hedefinin direnişi bastırmak olduğunu gizlemiyor.
CHP’ye Rol Biçiliyor, Sistem Kurumsallaştırılıyor
Erdoğan’ın ve Bahçeli’nin söylemlerinden açıkça anlaşılıyor ki, CHP’ye biçilen rol artık sistem içi, edilgen ve muhalif gibi görünmekle yetinen bir pozisyon. Rejimin istemediği tek şey ise muhalefetin halkla buluşması, sokağa çıkması. Yani: “Ya bizim sınırlarımızda kalın ya da sopa gelir.”
“Kurucu Anayasa” Maskesiyle Yeni Rejim Planı
Bahçeli’nin “kurucu anayasa” vurgusu, yalnızca bir anayasa değişikliği çağrısı değil; rejimin artık tüm kurumlarıyla kurumsallaştırılması ve muhalefetin bu sisteme entegre edilmesi çağrısıdır. Siyasi Partiler Kanunu ve seçim sisteminde yapılacak değişikliklerin, halkın iradesini değil, rejimin ömrünü uzatacak hesaplara göre şekilleneceği çok açık.
Bahçeli’nin kastettiği sistem değişikliği, sadece 50+1 tartışmasını değil, Meclis’in iç tüzüğünden seçim yasalarına kadar tüm alanlarda iktidar lehine dizaynı hedefliyor. Bu, artık bir “sistem inşası” değil, bir rejim mühendisliğidir.
İttifakı Genişletme Hamlesi: “Kurucu Önder” Vurgusu
Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a “kurucu önder” demesi ve PKK’nin silah bırakma kararını “terörün sonu” olarak tanımlaması, rejimin Kürt siyasetine dönük yeni pazarlıklarının sinyalidir. Bu söylem, iktidarın yalnızca iç politikada değil, bölgesel dizayn projeleri çerçevesinde de yeni ortaklıklar kurmaya çalıştığını gösteriyor.
Tamam mı, Devam mı?
Erdoğan ve Bahçeli'nin çizdiği yol haritası açık:
▪. Tüm muhalefeti denetim altına almak
▪. Sokağı tümden siyaset dışı bırakmak
▪. Anayasa ve seçim sistemini “kendi kazanacakları” biçimde yeniden düzenlemek
. Rejimi kurumsallaştırarak muhalefeti rejime rıza gösteren aparata dönüştürmek
Bu aşamada, başta CHP olmak üzere tüm muhalefetin önünde yalnızca iki yol kalıyor:
Ya bu rejime razı gelecekler, ya da direnişi her alanda büyütecekler.
Direnmeyen Teslim Olur
Saray rejimi halka rağmen kalıcı olmak istiyor. Ancak halk artık bu oyunu görüyor. 19 Mart’tan bu yana sokağa çıkan öğrenciler, işçiler, emekliler, kadınlar, çiftçiler bunu bir kez daha gösterdi. Soru açık:
Kurumsallaşacak bir otoriterliğe “tamam” mı, yoksa direnişle “devam” mı?
Bu soruya “devam” diyen herkesin görevi bellidir: Mücadeleyi büyütmek, birleşmek, her alanda karşı durmak. Başka yolu yok.
@welgmedya.com































