ALEVİ ORTODOKSİSİ

Alevi toplumunun yüzyıllık mücadelesi Cumhuriyetin laik kıstastan çıkmaya başlaması ile birlikte daha da yükselişe geçmiştir.
 Tarih: 09-09-2020 14:44:56   Güncelleme: 09-09-2020 19:03:56
ALEVİ ORTODOKSİSİ

Hasan Harmancı

 

 

Alevi toplumunun yüzyıllık mücadelesi Cumhuriyetin laik kıstastan çıkmaya başlaması ile birlikte daha da yükselişe geçmiştir. Alevilerin 1826 katliamıyla saldırıya uğrayan ve duraksamaya neden olan örgütlenmesi, 1880’lerde Osmanlı idari yapısını yeniden gerileterek kamusal alanda özgürlüklerini kullanmayı sağladı. Süreç boyunca Osmanlı modernleşmesi Aleviler gibi topluluklar konusunda nasıl bir yol izleyeceğini belirleyemedi. Hıristiyan topluluklar nicel ve nitel özgürlüklerini ya da toprak terkleri ile birlikte büyük ölçüde Anadolu’ya çekilen Osmanlı Milliyetçilerine karşı mücadele yürütürken Aleviler konusunda nasıl bir yol izleyeceğini belirleyemedi. Bu nedenle çeşitli çalışmalarla bunu tespit etmek amacıyla Alevilerin etnik ve inançsal boyutları konusunda çalışmalar yürütülüyordu. Her ne kadar dönemin önemli özelliği Amerikan merkezli misyoner! kuruluşların Alevilerle ilgili çalışma ve sorgulamaları olarak ele alınsa da, Osmanlı da ya çalışmaları yakından takip ediyordu ya kendince de raporlar oluşturma çabası içimdeydi. İşin ilginç yanı, Osmanlı ancak tekkelerde ve merkeze yakın şehirlerde çalışma yapabilirken, Amerikalılar başta olmak üzere diğer misyonerler çalışmaları daha çok Ocaklı Alevileri kapsıyordu.

Milliyetçi tutkular Kürtler ve Ermeniler üzerinde etkili olurken, Alevi toplumsal yapısı üzerinde daha çok Arnavutluk Bektaşi kanadı üzerinde etkili oluyordu. Her ne kadar Hace Bektaş Veli Dergahı üzerinden Ermenilere karşı Dersim merkezli bir ordu (Hamidiye Süvari Alayları) yapılanması amacı taşınsa da, oluşturulmak istenen birlikler kadük kalmıştı. Osmanlı’nın meşhur Aşair ve Muhacirin Müdüriyet-i Umumiyesi’nin (1913) bu yönde hazırlanan raporları ve yönlendirici kararların içeriği hala tartışmalıdır.  Muhacirlerin başlarına gelenleri de, Ermenilerin başlarına gelenleri de biliyoruz. Bu yönlü kurumların rapor ve önerileri Kürtleri, Ermenileri olduğu kadar Alevileri de boyutlandırmıştır. Dâhiliye Nezareti Muhacirîn Müdüriyeti Umumiyesi adı altında toplanan idari yapının “Türkmen Aşireti” başlığıyla Aleviler üzerinde önemli görüşler oluşturduğunu ve Alevi toplumsal yapısını yönlendirmeye çalıştığını görmekteyiz. Alevilerin bu durum karşısında yaptıkları ise sessiz bir direniş olmakla birlikte, dönemin Alevi örgütlenmesinin başını çeken kurumlarda bunu yürütür bir adımla pek karşılaşmıyoruz. İttihatçı kanadın etkisi ya da doğrudan Osmanlı etkisi bu kurumlarda belirleyici olmaktaydı.

Alevilerin Gizliliği Süreci

Bu süreçte Alevilerin kimlik mücadelesi tam olarak neyin üzerine bina ediliyordu, buna dair Alevi cenahta nefesler, gazetelere yansıyan çok açık olmayan görüşler ve karşılıklı suçlamalardan öte bir kaynak pek bulunmamakla birlikte, birçok yönden yine de Alevi toplumu üzerinde belirleyici bir durum ortaya çıkıyordu. Devlet denen sistemin uzağında yaşayan Aleviler, Bektaşiler ve Çelebiler üzerinden bir yeni sürece, iktidarın bürokratik alanıyla tanışmaya başlandı.
Bu taşınma İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden Cumhuriyet’le Mecliste temsile kadar genişledi. Bu taşınmayı birkaç noktadan ele almak mümkün. Bunun birincisi Alevi Bektaşi toplumunun tek merkezli bir temsiliyete yönlendirmek, ki önemli ölçüde başarılı olmuştur. İkincisi ise olabilecek bir isyanda Çelebiler üzerinden ve Babaganlık üzerinden Aleviler arasında bölünmeyi, çatışmayı gerçekleştirmekti. 1910’da İttihat ve Terakki ile başlayan bu birlikte hareket etme önemli ölçüde Babaganlık kolu içerisinde bölünme ve sonuçta parçalanma ile de sonuçlanmıştır. Bababanlığın taşınacağı ülkeler dahi değişerek bir sarsılma oluşmuştur. Arnavutluk, Mısır ve Türkiye arasında gidip gelen emanetler sonuçta çok başlı ve merkezsiz bir Babağanlığın yolunu açmış ve merkezi içyapısı iktidarsız kalmıştır. Bu kırılma hali hazırda devam etmektedir. Babaganlığın Çelebilerle 1826 Katliamı sürecinde başlayan rekabeti süreci zorlarken ilişkilerin de güvensiz olmasına neden oluyordu. Çelebi- Babagan yol ayrımı Aleviliğin düşünme biçimini de etkiliyordu.  Çelebiler Osmanlının Nakşi (nizamnamesi) merkezli ideolojik yapılanmasına Dergâhın kapısını açarken, Babaganlar Arnavutluk Milliyetçiliğine ya da Batıcı yenilenme hareketlerinin etkisindeydi. 
Cumhuriyetin birçok kurumu asayiş adı altında Alevilerle özel olarak ilgilenmeye başlarken, Mustafa Kemal’in direktifiyle kurulan Şark İlleri Asayiş Müşaviri ve Türk Ocakları Koordinatörlüğü (1924) dönemin ruhuna da uygun olarak özellikle etnik ya da etnik-inançsal bağlantılı yönde çalışmalar yürütüyordu. Bu kuruluş aynı zamanda laiklik ve Türklük bilincini bir arada yürütmeyi hedefliyordu. Alevilerin günümüze de taşınan ve en çok etkilendikleri Türkçülük ve Laiklik demagojisinin etkisi altında kalmalarında bu kuruluşun yönlendirmeleri etkilidir.

Kayıp Dönemin Telafisi

Dersim Katliamı’nı da bu kuruluşun amaçları çerçevesinde okumakta yarar bulunmaktadır. Demokrat Parti’ye oy verme hikâyesinden başlanarak dönem dönem yine Alevilerin oy yöneliminin toplu olarak değişmesini de bu ek asayiş komploları sürecinde aramakta fayda var. Hace Bektaş Veli Dergâhı ve Babagan merkezli kitap ve yayınların Cumhuriyet boyunca ve hâlihazırda bu kurumların başında bulunanlarda  özellikle Milliyetçi ve İslamcı bir çizgi üzerinden yansıması da bununla ilgilidir. Hele hele 1961 anayasası ve Alevi katliamları döneminin başlamasını yine devletin resmi ya da gayri resmi yapılarından onları da Alevi Türkçülerinden pek fazla ayırmak mümkün değildir. Günümüzde Alevilikle ilgili sessiz hareketin TİKA üzerinden ve hangi Alevi kurum ve şahsiyetler üzerinden nasıl yürütüldüğü ise zamanla daha da belirginleşecektir. Hele ki Hace Bektaş Veli etkinliklerini ilk yapılmaya başlandığı tarihten bu güne kadar neye göre değerlendireceğimizi anlamayabileceğiz. Sahi Hace Bektaş Veli Anmalarında her zaman başrolde kimler neye göre yer alıyor. Neden bir türlü sivilleşemiyor?
Hakikaten sormak gerek, Alevilerden öte, Devlet ne zamandan itibaren Aleviler, Kızılbaşlar, Bektaşiler için “Alevi” terimini şemsiye kavram olarak kullanmaya başladı. (Bektaşilerin Ocaklı Kızılbaşlarla ilişkisi Kızılbaşlıktan Alevi adlandırmasının kabulünde etken midir?)
İşte o andan itibaren Alevilerin zındık, mülhit, Rafızi olmasından vazgeçilip bu seferde İslam şemsiyesinin altına angaje edilebilirliği tartışma konusu edildi.
Aleviler toplumsal bir karşı duruşla varlığını korumaya ya da gelişen inançsal ve politik duruma bağlı olarak çeşitli mücadeleler sürdürmektedirler. Özellikle iki büyük kırılma bunda etkilidir. Birincisi 1826 Yeniçeri ve Bektaşi kırımıdır ikincisi ise 1925 Tekke ve Zaviye Kanunu üzerinden Alevi kurumsallığının yasaklanmasıdır.
Bu katliam süreçlerine Aleviliğin yanıtı sert olmamakla birlikte birliğini koruyabilecek ölçüdedir. 1826 sonrasında Bektaşi tekke ve zaviyelerinde yer alan Bektaşi Babalarının Ocaklı Aleviler arasına taşınması ve ortak düşüncelerinin daha da geliştirilmesi ile sonuçlanmıştır. İki ayrı kurumsal yapı gibi hareket eden bu kurumların işbirliği inançsal ve sosyal yeni bir konumlandırma yaratmıştır. Alevilerin dağınık olması onların tümüyle katliama uğramasının önünü kapatmıştır. 
1925 sonrasını daha iyi okuyabildiğimiz durumda ise toplumsal örgütlenmede özellikle Devletin Babagan ve Çelebilere müdahalelerine ve yönlendirmelerine rağmen bir süre sonra beklentilerin karşılanmadığı daha doğrusu devletin dininin İslam olduğu açıktan örgütlenmeye başlanınca Aleviler buna karşı Laikliği ve Devletin otoriterliğini savunmaya başladılar. Yeniçeri Katliamı sürecinde olduğu gibi Birinci ve İkinci Meclis’in yapısını özellikle Çelebilerin çıkarları, kayıpları daha da ileri adım atarsak Alevilerin toplumsal tavizleri açısından nelere neden olunduğunu sorgulanması hala ilgiye muhtaçtır. Özellikle 1961 Anayasası ile birlikte özgürlükler gelişirken Alevilerin talepleri ya da toplumsal küme olarak yok sayılması Alevilerin özellikle medya görünürlüğüyle devleti kuşatmayı, kendilerinden haberdar etmeyi seçmişlerdir.
Sistemli olmamakla birlikte çeşitli aktivite denemeleri ve Hace Bektaş Veli merkezli aktiviteleri zorlamaları, Hace Bektaş Veli’ye atfedilmiş bazı düşünce ve görüşlerden yola çıkılarak bir ılımlılık, toplumsal duyarlılık ve dönemin akılcı, bilimsel geçişine atıfta bulunulmaya çalışılıyordu. Alevilerin önemli bir kesiminin hızla bunu kurumsallaştırıp Hace Bektaş Veli merkezli bir yapılanması çift yönlü bir yarar getiriyordu. Aleviler kamusal itibarın ve varlık göstermenin, kendi yaşam biçimlerini bürokrasiye ve iktidar içine doğru göstermelerini açık etmeleri ve devletin de Alevi duyarlılıklarını görmesini arttırıyordu.
Aleviler toplumsal yapılarındaki siyasi kullanımı görmeye, dönemsel olarak iktidar menşeli ve koordineli katliamlara uğramaya başladıkça “kim oldukları” yönünde sorgular daha da artmaktaydı. Aleviler bir bütün örgütlenirken toplumsal muhalefetlerinin özellikle Türkiye’de Laikliğin, insan haklarının genişlemesi ve Alevileri kapsaması yönünde hareket etmeye çalışıyorlardı. Ancak Sivas Katliamının getirdiği kaotik süreç yönelimlerini Alevilerin kimliksel tanımı ve Alevi toplumsallığının ağlarının genişlemesine yol açtı. Birçok yerde Alevi örgütlenmesi toplumsal hedef oluşturma ve kimliksel duruş sergileme, özellikle Aleviliğe dair sorunlara müdahale etme ihtiyacı içinde oldular.

Yeniden Alevilik

Dersim Katliamının Aleviler üzerine sermiş olduğu ve suskunlaştıran sisli hava, Maraş, Çorum gibi büyük katliamlara rağmen sessizlik içinde sürüyordu. 1980 öncesine denk gelen toplu Alevi kırımıları Alevilerin Sol muhalifliği üzerinden okunmaya devam ediyordu. Tüm dünyada yaygınlaşmaya başlayan yerel etnik ve inançsal hareketlerin Sivas Katliamı ile bütünlük oluşturması nedeniyle Alevilerin kendini daha da tanımlama sorunu gündeme geldi.
Alevi toplumsallığı bir anlamda İslam’dan kendini kurtararak kendi Ortodoks düşünce ve inançsal yapılanmasına hız verdi. Alevi örgütlerinde Alevi kimliğinin vazgeçilmezleri olan Cem yapılması, semah ve bağlama gibi ritüel unsurlarının canlandırılması, Yas-ı Matem, Hızır ve Nevruz erkan ve oruçlarının kurumsal olarak yürütülmesini güçlendirdi. Bu çabayı keskin modernleşme sancılarının keskin kurulma süreci olan 1826 öncesi ve sonrası tartışmalarında Alevilerin nasıl bir yol izlemeye çalıştıklarından pek ayırmadan günümüze doğru değerlendirmek durumundayız. Bu süreç Aleviliğin yeniden yapılanmasının başlangıç tarihidir. Daha önceki çalışmalarımda bu süreci bir “çürüme” olarak ele almakla birlikte güçlü bir yeniden var olana olarak yükseldiğini belirtmek durumundayım. Aleviler o günlerden başlayarak kamuoyu önüne taşınarak kendini ifade etme, sorgulama ve tanımlama girişimi olarak okunduğunda, kendini göstermekten imtina eden Alevi toplumunun aynı zamanda yaşanan toplumsal bunalımını da aşma çabası olarak görülmelidir. 
Yeni dönemde özellikle Avrupa örgütlenmesinin Avrupa yasalarından ve uluslararası gelişmelerden yararlanarak kimlik, inanç ve kültür dinamiklerini görünür ve güvenle sergilemesi, tartışması önemli bir ivme yarattı. Alevi toplumsallığı ortak örgütlenme gücü ve güveniyle Aleviliğin Tanrı anlayışını, İslam’dan bağımsızlığını belirginleştirmeye başladıkça, toplumsal deşifrasyona yöneldi ve özellikle Hakk’a Yürüme Erkanı ve kurban, Cemevlerinin niteliği üzerinden belirgin bir sıçrama yarattı.
Devletin kadrolaştırmadan örgütlediği bazı vakıf ve dernek dinamikleriyle karşı karşıya kalan Aleviler, Aleviliğin İslam Heterodoksisi içinde ne ölçüde yer aldığını tartışmak durumunda kaldı. Bu dernek ve vakıfların Devletle birlikte açıktan Alevi toplumu üzerinde irade geliştirme ve Alevileri İslam’a bağlama düşüncesinin kamuoyuna yansıması ile birlikte Alevi yapısında kimlik mücadelesinin tümüyle Ortodoksist bir anlayışa oturmasını hızlandırdı. Alevi çevrelerinin çeşitli çalışmalar yürüterek oluşturdukları Deklarasyonlar ile Alevi inancının sınırlarının belirginleşmesi Alevileri bir adım daha kendi olmaya yönlendirdi.

Alevi İlkelerine Dönüş

İslam’dan ödünç aldığı bazı dini günleri terk etmeye, cenaze hizmetlerine son vermeye, Aleviliğin uluslararası gündeme İslam’dan bağımsız bir inanç ve kendi inanç ve ritüelleri olduğu biçiminde deklare edilmeye başlandı. Alevi özel günleri tescillendi ve Alevilik Dersleri bilimsel formasyona kavuşturuldu. Türkiye de zorunlu olan İslam dini derslerine yönelik hukuki mücadele, inançsal kimliğin hüviyetlerde Alevi olarak yer alması istekleri bir toplumsal yeniden yapılanmayı, 1826 Yeniçeri ve Bektaşi Katliamı ve 1925 Tekke ve Zaviye Yasası yasaklarından bu yana, en yüksek iradi duruş olarak harekete geçirildi.
Alevilerin kamusal alandaki bu geri durdurulamaz tutumları özellikle Avusturya Hükümeti ve Uluslararası İslamist stratejisine karşın güçlü bir set oluşturdu. Açığa çıkan Avusturya Hükümeti destekli Alevi-İslami anlayışın can çekişmesi Alevi toplumsal yapısındaki Alevi düşüncesinin temel ilkelerini anlaşılır biçimde yansıtmasına ve en az iki yüzyıllık oyunun önüne geçerek siyasal ve inançsal gücünü güçlendirmeye kapı açtı.
Dünyanın birçok yerinde de destek gören Aleviliğin değerleri ile yapılanması Türkiye’de ya da Avrupa’da yadırganan ve “öteki olma” sorununu da devre dışı bırakmak üzeredir. Operasyonlardan kurtuldukça da bu gücünü, ilkeliliğini daha da tescillemeyi başaracaktır. Alevilerin birçok ülkede temsiliyette İslam’dan bağımsız olarak kabul görmesi yeni siyasallaşma döneminde kimliksel bir varlık görülmekten öte siyasal ve toplumsal bir inançsal topluluk olarak tescilini zorunlu kılıyor: Aleviler Alevidir. Ne Pagan ne Hıristiyan ne de Müslüman.  
Alevi örgütlenmesinin siyasal temsiliyetinin bundan sonraki yönelimi bu nedenle mezhep, tarikat ya da zorla ve akademik kandırmaca ile İslami Heterodoks olarak tanımlanmadan kurtularak kendi inançsal kabul ve tanımları ile varlık gösterecektir.
Aşk ile.

  Bu haber 4675 defa okunmuştur.   Editör: Haber merkezi   Kaynak: welgmedya
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER ANALİZ Haberleri
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 25 17 5 3 50 19 54 +31
2 Beşiktaş 24 16 5 3 53 26 51 +27
3 Fenerbahçe 25 16 6 3 47 27 51 +20
4 Trabzonspor 25 14 5 6 32 24 48 +8
5 Alanyaspor 25 12 7 6 40 24 42 +16
6 Hatayspor 25 12 7 6 42 30 42 +12
7 Gaziantep FK 26 10 6 10 37 29 40 +8
8 Fatih Karagümrük 25 10 8 7 39 34 37 +5
9 Antalyaspor 25 7 6 12 24 29 33 -5
10 Göztepe 25 8 9 8 35 31 32 +4
11 Konyaspor 25 8 10 7 32 30 31 +2
12 Sivasspor 24 7 7 10 28 29 31 -1
13 Yeni Malatyaspor 26 7 9 10 33 35 31 -2
14 Kasımpaşa 25 8 12 5 29 40 29 -11
15 Çaykur Rizespor 25 6 10 9 30 42 27 -12
16 Kayserispor 25 6 12 7 17 30 25 -13
17 BB Erzurumspor 25 6 12 7 24 39 25 -15
18 Başakşehir FK 25 6 13 6 28 44 24 -16
19 Denizlispor 25 5 14 6 23 43 21 -20
20 Gençlerbirliği 25 5 14 6 21 46 21 -25
21 MKE Ankaragücü 24 5 14 5 27 40 20 -13
Takım O G M B A Y P AV
1 Giresunspor 23 16 2 5 38 14 53 +24
2 Samsunspor 23 14 2 7 41 21 49 +20
3 İstanbulspor 23 13 6 4 45 26 43 +19
4 Altınordu 23 12 6 5 35 30 41 +5
5 Adana Demirspor 23 11 6 6 38 23 39 +15
6 Ankara Keçiörengücü 23 11 7 5 30 16 38 +14
7 Altay 23 12 9 2 39 28 38 +11
8 Tuzlaspor 23 11 7 5 31 28 38 +3
9 Bandırmaspor 23 9 10 4 28 27 31 +1
10 Bursaspor 23 9 10 4 35 36 31 -1
11 Ümraniyespor 23 8 8 7 27 31 31 -4
12 Adanaspor 23 7 11 5 32 33 26 -1
13 Menemenspor 23 6 9 8 28 37 26 -9
14 Balıkesirspor 23 6 11 6 23 32 24 -9
15 Boluspor 23 6 12 5 21 27 23 -6
16 Akhisarspor 23 5 14 4 20 39 19 -19
17 Ankaraspor 23 3 15 5 13 37 14 -24
18 Eskişehirspor 23 1 15 7 15 54 7 -39
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 25 18 2 5 57 18 59 +39
2 Van Spor 25 14 6 5 40 23 47 +17
3 Bodrumspor 25 13 6 6 56 34 45 +22
4 Sakaryaspor 25 12 4 9 41 26 45 +15
5 Kırşehir Belediyespor 25 12 6 7 33 19 43 +14
6 Turgutluspor 25 14 10 1 34 38 43 -4
7 Serik Belediyespor 25 10 6 9 40 32 39 +8
8 Kırklarelispor 25 9 5 11 29 21 38 +8
9 Etimesgut Belediyespor 25 10 8 7 33 25 37 +8
10 Tarsus İdman Yurdu 25 10 9 6 36 32 36 +4
11 Pendikspor 25 11 12 2 44 31 35 +13
12 Pazarspor 25 10 11 4 37 39 34 -2
13 Sivas Belediyespor 25 8 8 9 39 32 33 +7
14 Karacabey Belediyespor 25 9 10 6 31 30 33 +1
15 1922 Konyaspor 25 7 13 5 31 33 26 -2
16 Bayburt Özel İdare Spor 25 8 15 2 29 43 26 -14
17 Kastamonuspor 25 6 13 6 22 37 24 -15
18 Mamak FK 25 6 14 5 24 63 23 -39
19 Elazığspor 25 7 15 3 32 51 21 -19
20 Kardemir Karabükspor 25 1 22 2 10 71 2 -61
Takım O G M B A Y P AV
1 Diyarbekirspor 20 13 2 5 26 12 44 +14
2 1928 Bucaspor 20 12 2 6 38 14 42 +24
3 Yeşilyurt Belediyespor 20 13 5 2 32 13 41 +19
4 Arnavutköy Belediye 20 10 5 5 30 19 35 +11
5 Ofspor 20 9 5 6 27 24 33 +3
6 Belediye Derincespor 19 7 4 8 29 17 29 +12
7 Artvin Hopaspor 20 7 8 5 26 33 26 -7
8 Edirnespor 20 6 7 7 23 24 25 -1
9 Fatsa Belediyespor 19 6 7 6 15 19 24 -4
10 Kızılcabölükspor 20 5 8 7 19 24 22 -5
11 Payasspor 20 5 9 6 23 28 21 -5
12 Nevşehir Belediyespor 20 5 10 5 19 20 20 -1
13 Antalya Kemerspor 20 5 10 5 18 33 20 -15
14 1877 Alemdağspor 19 5 10 4 23 34 19 -11
15 Çankaya FK 19 5 11 3 13 29 18 -16
16 Manisaspor 20 1 11 8 14 32 11 -18
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 27/02/2021 Fatih Karagümrük vs Alanyaspor
 27/02/2021 Hatayspor vs MKE Ankaragücü
 27/02/2021 Antalyaspor vs Başakşehir FK
 27/02/2021 Çaykur Rizespor vs Sivasspor
 27/02/2021 Galatasaray vs BB Erzurumspor
 28/02/2021 Göztepe vs Kasımpaşa
 28/02/2021 Trabzonspor vs Fenerbahçe
 02/03/2021 Gaziantep FK vs Gençlerbirliği
 02/03/2021 Yeni Malatyaspor vs Beşiktaş
 03/03/2021 BB Erzurumspor vs Fatih Karagümrük
 02/03/2021 Yeni Malatyaspor - Beşiktaş Beşiktaş ligde deplasmandaki son 6 maçında hiç kaybetmedi  Beşiktaş yenilmez
 03/03/2021 Başakşehir FK - Konyaspor Başakşehir FK ligdeki son 8 maçında hiç kazanamadı  Konyaspor yenilmez
 03/03/2021 Sivasspor - Hatayspor Hatayspor ligde deplasmandaki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Hatayspor yenilmez
 03/03/2021 Sivasspor - Hatayspor Sivasspor ligde evindeki son 7 maçında hiç kaybetmedi  Sivasspor yenilmez
 03/03/2021 MKE Ankaragücü - Galatasaray Galatasaray ligdeki son 7 maçını kazandı  Galatasaray kazanır
 03/03/2021 Kayserispor - Çaykur Rizespor Çaykur Rizespor ligde deplasmandaki son 10 maçında hiç kazanamadı  Kayserispor yenilmez
 03/03/2021 MKE Ankaragücü - Galatasaray MKE Ankaragücü ligdeki son 5 maçında hiç kazanamadı  Galatasaray yenilmez
 04/03/2021 Kasımpaşa - Trabzonspor Trabzonspor ligdeki son 10 maçında hiç kaybetmedi  Trabzonspor yenilmez
 04/03/2021 Fenerbahçe - Antalyaspor Antalyaspor ligdeki son 10 maçında hiç kaybetmedi  Antalyaspor yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 27/02/2021 Altınordu vs Ümraniyespor
 27/02/2021 Adana Demirspor vs Bandırmaspor
 28/02/2021 Ankara Keçiörengücü vs Samsunspor
 28/02/2021 Bursaspor vs Akhisarspor
 28/02/2021 Eskişehirspor vs İstanbulspor
 28/02/2021 Giresunspor vs Altay
 01/03/2021 Tuzlaspor vs Adanaspor
 01/03/2021 Menemenspor vs Boluspor
 01/03/2021 Balıkesirspor vs Ankaraspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 04/03/2021 Bayburt Özel İdare Spor vs Kastamonuspor
 04/03/2021 Bodrumspor vs Van Spor
 04/03/2021 Elazığspor vs 1922 Konyaspor
 04/03/2021 Karacabey Belediyespor vs Pazarspor
 04/03/2021 Kardemir Karabükspor vs Turgutluspor
 04/03/2021 Kırşehir Belediyespor vs Kırklarelispor
 04/03/2021 Mamak FK vs Tarsus İdman Yurdu
 04/03/2021 Pendikspor vs Eyüpspor
 04/03/2021 Serik Belediyespor vs Etimesgut Belediyespor
 04/03/2021 Sivas Belediyespor vs Sakaryaspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 03/03/2021 Artvin Hopaspor vs Arnavutköy Belediye
 03/03/2021 Çankaya FK vs Antalya Kemerspor
 03/03/2021 Fatsa Belediyespor vs Edirnespor
 03/03/2021 Kızılcabölükspor vs Diyarbekirspor
 03/03/2021 Nevşehir Belediyespor vs Belediye Derincespor
 03/03/2021 Yeşilyurt Belediyespor vs Ofspor
 03/03/2021 1877 Alemdağspor vs Manisaspor
 03/03/2021 1928 Bucaspor vs Payasspor
 03/03/2021 Artvin Hopaspor - Arnavutköy Belediye Artvin Hopaspor ligdeki son 6 maçında hiç kaybetmedi  Artvin Hopaspor yenilmez
 03/03/2021 Çankaya FK - Antalya Kemerspor Çankaya FK ligde evindeki son 6 maçını kaybetti  Antalya Kemerspor kazanır
 03/03/2021 1877 Alemdağspor - Manisaspor 1877 Alemdağspor ligdeki son 5 maçında hiç kazanamadı  Manisaspor yenilmez
 03/03/2021 Kızılcabölükspor - Diyarbekirspor Diyarbekirspor ligde deplasmandaki son 9 maçında hiç kaybetmedi  Diyarbekirspor yenilmez
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI