Ahmet Şık: Hakikat tehditlerden daha güçlüdür

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin hedef aldığı Ahmet Şık, tehditlerin aslında sözlerinin teyidi olduğunu belirterek, “Hakikat tehditlerden daha güçlüdür” dedi.
 Tarih: 11-06-2021 08:39:54
Ahmet Şık: Hakikat tehditlerden daha güçlüdür

Katıldığı bir televizyon programında söylediği sözler nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında resen soruşturma başlatılan 27. Dönem Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili ve gazeteci Ahmet Şık, hedef haline getirildi.

MHP lideri Devlet Bahçeli, Şık için “Devlete katil diyen bu hainin dokunulmazlığını kaldırıp adalete teslim etmeyecek miyiz? TC devleti katil olsaydı bugün bulunduğun yer TBMM değil mezarlık olurdu” dedi.

Şık’a yönelik sosyal medyada üzerinden de bir linç kampanyası başlatıldı.

Şık, Twitter hesabından paylaştığı yazıda, gelen tehditlerin aslında sözlerinin teyidi olduğunu söyledi.

Şık’ın yazısının tamamı şöyle:

Milliyetçilik sömürüsünde bayrağı kimseye kaptırmayan ama devleti yağmalayıp ülkeyi talan eden AKP’ye suç ortaklığı yapan bir partinin genel başkanı Meclis’te değil de mezarlıkta olmam için talimat verdi. Sesleri, yüzleri, dilleri, tehditleri ve 6-7 Eylül pogromundan Maraş’a, Çorum’dan Bahçelievler’e kadar uzanan katliamlarıyla çok tanıdıklar. Sözleriyle, geçmişi kanlı devletin AKP ile birlikte fikren sahibi, cinayetlerin de tetikçilerinden olduğunu ortaya koyan bu kişiye söyleyecek fazla bir şey yok.

Türkiye Cumhuriyeti gerçekten hukukun egemen olduğu bir devlet olsaydı hapiste, demokrasinin egemen olduğu bir Cumhuriyet olsaydı siyasi nekahet döneminde olacağını söyleyip geçelim. Kendisi hakkında yaptığım suç duyurusunun da başıma gelebileceklerin azmettiricisinin kim olduğunun kayıt altına alınması için olduğunun altını da çizmiş olayım.

Hakikat yalanlardan ve tehditlerden çok daha güçlüdür. Hakaret ve küfürlerle ailemi de katarak nasıl öldürüleceğimizi tarif eden troller ve onların vücut bulmuş hali olan siyasetçilerin tümü, “devlet aklı” denilen zihniyetin şiddeti ve cinayetleri meşru bulduğunun da net bir kanıtıdır.

Koca bir ülkeyi yağmalayıp talan etmeye devam edebilmek için bu linçi organize edenler ve aynı çetenin parçası olanlara ve ne acıdır ki trol linçiyle hizalananlara tespitimin neden bir hakikate işaret ettiğini belli ki anımsatmak gerekiyor. Bu kısacık anımsatma sözü, fikri, ifadeyi ölümle tehdit edenlerin kaybettiklerimizle olan ilişkisinin anlaşılmasına da faydası olacak. Ve hakikat, her kim olursa olsun karşısında duranlardan, kutsallıkla örtmeye çalıştıkları yalanlarından ve tehditlerinden çok daha güçlüdür.

Devletin sabıkasına dair bir anımsatma

Mezarından bile barış sesi yükselen Musa Anter’i, görevlendirdiği itirafçılarla birlikte JİTEM denilen devletin karanlık çetesinin katlettiğini Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığının raporu yazmadı mı?

Metin Göktepe Türkiye Cumhuriyeti’nin üniformasını giyen polislerce, Engin Çeber aynı devletin üniformasını taşıyan gardiyanlarca linç edilerek öldürülmedi mi?

İstanbul’da ya da Diyarbakır hapishanelerinde dört duvar arasındaki mahkumları kurşunlayarak, kimyasal silah kullanıp yakarak ve sopalarla linç ederek öldürenler hangi devletin görevlileriydi?

Hrant Dink’in MİT, asker, polis ve bürokrasinin ortak mutabakatıyla bir tetikçiye öldürtüldüğünün kanıtı yargılananlar değil mi? Peki ya kanları Dört Ayaklı Minare’de asılı kalan Tahir Elçi’nin katlini failsiz bırakanlar?

Yıllardır sevdiklerinin bir mezara sahip olması için mücadele eden Cumartesi Annelerinin evlatlarının işkencede katledildiği gözaltı merkezlerinin kapısında hangi devletin adı yazıyor?

Cansız bedeni hala katledildiği sokakta yatan Ali İsmail Korkmaz’ı sivil faşistlerle birlikte linç eden polisler, annesi miting meydanlarında yuhalatılan Berkin Elvan’ı öldürenler bu devletin görevlileri değil mi?

Kemal Kurkut’un yarı çıplak bedenine sırtından giren kurşunları sıkanlar, Uğur Kurt’u Cemevi’nin bahçesinde vuranlar, Dilek Doğan’ı evinin içinde katledenlerin maaşını ve avukat parasını ödemekle kalmayıp bir de cezasızlıkla ödüllendiren bu devletin kendisi değil mi?

Kutlu Adalı’yı faillerinin hem meçhul hem de meşhur olduğu bir suikastla aramızdan alanlarla, Uğur Mumcu’yu bombayla parçalayanların devlet katında hala makbul sayıldığını, geçmişte birlikte iş tuttukları ama şimdi “Mafya lideri” dedikleri birinin itiraflarında bir kez daha duymadık mı?

Gözaltına alındıktan sonra Servet Turgut’u işkence ederek öldüren, Osman Şiban’ı ağır yaralayan askerler de “Evet yaptık ama onlar milislerdi” diye suçu itiraf eden içişleri bakanı da bu ülkenin, kutsallaştırıp her türlü suçtan azade tutulmaya çalışılan bu devletin görevlisi değil mi?

Roboski’de savaş uçaklarıyla paramparça edilerek öldürülen sivillerin katledilmesinden sorumlu olanlar yargıdan kaçıran devletin kendisi değil mi?

Tehditler sözlerimin teyididir

Listeyi uzatmak, çok uzatmak mümkün. Öyle bıktırıcı bir sabıka listesi çıkar ki ortaya, herkes hukukla kendini var etmesi bir zorunluluk olan devletin, hukukla bağı kalmadığında terörist dediklerinden bir farkı olmadığı gerçeğiyle bir kez daha yüzleşmek zorunda kalırsınız. Bugün hayatta olanların, yani henüz kendisine bir mezarlık biçilmemiş olanların, adları anılan ve anılmayan kayıplarımızla terbiye edilmek istendiği, ölümle tehdit edilip sindirilmeye susturulmaya çalışıldığını da görebilirsiniz.

İşte devlet aklı dediğimiz tam da bu değil midir?

Bana yöneltilen tehditler maalesef sözlerimin teyididir. Kimin TBMM’ye kimin mezarlıklara kimin ise demir parmaklıklar ardına layık olduğuna karar veren aklın kendine hak gördüğü yargıçlık makamı, katil dediğim karanlık yapının ta kendisidir.

Ve kendisinden olmayana mezarlık ya da demir parmaklık istikameti veren bu devlet aklının yeri tarihin çöplüğüdür. Onun yerine kendinden olmayanı yok etmeyi değil onunla birlikte yaşamayı önceleyen aklı kurmak için köhnemiş ne varsa, evet yıkılmalıdır. Cinayet emri veren, katilini işkencecisini koruyan değil, işlenen suçların hesabını soran bir devlet için daha eşit, özgür düşüncenin yeşerdiği bir hayat için bu kısır döngü son bulmalıdır.

Hakikatle yüzleşmekten kaçınanlar için

Talep ettiği temel hak ve özgürlükleri sadece sosyal medyaya hapsedip o yankı odasının büyüsüne kapılanların trol linçinden etkilenmemesi mümkün değildi. Öyle de oldu. Dolayısıyla kendisini bu faşist rejimin muhalifi diye tanımlayan ancak iktidara siyasal karakteristiğini verenin mevcut devlet paradigması olduğunu kabullenemeyip hakikatle yüzleşmekten kaçınanlara da birkaç sözüm olacak.

Faşist rejimin sahipliğini mevcut emanetçilerden ibaret sayanlar, devlete değil hükümete katil demem gerektiğini, sorumlunun mevcut iktidar olduğunu söylüyorlar. Bu memlekette, güya birbirine taban tabana zıt pozisyonlar almış olan iktidar ve muhalefetin tabanı arasındaki “kutsallık geçişkenliği” ezici çoğunluğun demokrasi derdinin olmadığının da kanıtı adeta. Öyle ki yıkılması gerekenin mevcut devlet düzeninden önce devletin kitleler nezdindeki büyüsü olduğunu da gösterdi. Devletin geçmişten bugüne uzanan davranış kalıplarını ve hukuksuzluklarını meşrulaştıran o büyüyü yok etmek zaten halihazırdaki devlet düzeninin de ortadan kalkması anlamına geliyor.

Yukarıda kısa bir örnek liste olarak sıraladığım kanlı tarihçe katillerin ve suçlarının sadece mevcut iktidarla sınırlı olmadığını anlatıyor. Ki çok daha gerilere kadar gitmek de mümkün. Siyaset-Mafya-Bürokrasi üçgeninde yer alan kirli ilişkiler ağıyla devletin on yıllardır mafyayla iş tutması, kamu ihaleleri bahşetmesi, kirli işlerini gördürmekle kalmayıp bir de ortaya dökülen suçları için cezasızlık zırhı bahşetmesi sadece bugünün tartışması mıdır?

Ha mafya ha katil

Bu kirin adına “Mafya devleti” deyince hoşuna gidenlerin, o kirin içinde kanlı katliamlar ve cinayetler olduğu gerçeği karşısında takındığı “hassasiyetle” ilgili kendisine sorması gerekenler var. Ne bu tuhaf “hassasiyetle” ne de devletin kanlı ve kirli geçmişiyle yüzleşmek bizi küçültür. Aksine gelecek kuşaklara adil, özgür, eşit ve onurlu bir yaşamın kapısını açar. Zira hukukla hesaplaşılmış bir yüzleşmeyle sağlanan adalet ve insan onuru, arkasına sığınılan kutsallardan çok daha değerli. Özlemini duyduğunuz demokrasi eğer evrensel normlara sahip değilse ve hukukun üstünlüğünü egemen kılmayı amaçlamıyorsa AKP ve ortaklarının gitmesiyle gelecek olanın da mevcut düzenin sahiplerinin el değiştirmesinden ibaret kalacağının altını çizmek gerek.

Söylediklerimin ifade ediş biçiminin yanlışlığına işaret edenler ya da zamanlamayı kötü bulanlar da oldu. Yıkılması istenenin yerine hukuk ve demokrasi normlarının egemen kılındığı yurttaş odaklı bir düzenin inşa edilmesini talep eden sözlerimi dinlemedikleri, duymadıkları ve duymak istemedikleri için de bağlamından koparılmış sözlerin şehvetine kapılıp linçe ortak oldular. Devleti kutsal görmekle kalmayıp siyasal iktidar ile o erk sahiplerine şekil veren devletin iç içeliğini bile isteye gözden kaçıran bir “eleştirel” tutumdu bu. Bir organize suç örgütü liderinin ifşalarında da ortaya çıkan devletin cinayetler işlediği gerçeğini görmezden gelen bu eleştiri sahiplerine göre Saray Rejiminin yağma ve talan düzenini tartışanlar için sözlerim “iktidarın gündem değiştirmesini” sağlamıştı.

Kutlu Adalı’yı değil Defne’yi tartışmanın şehveti

Her türlü hukuksuzluktan yağma ve talana, kamu ihalelerinin bir avuç yandaş sermaye grubuna peşkeş çekilmesinden kendi bakanlığını dolandıran bakanların yolsuzluklarına kadar her şeyin gözümüzün önünde gerçekleştiği yıllara yayılan bir dönemde ne çok olay için kullanıldı bu sözcükler. “Gündem değiştiriyorlar” argümanı hayli eski, yıpranmış ve gerçeği anlatmıyor. Başıma gelen son linçin muhalifleri de peşine takması da gösterdi ki sosyal medyanın kontrolü de troller eliyle iktidara ait. Haliyle bu iktidarın gündem değiştirme derdi yok. Sosyal medyadan ölçüm yaparak tek gündemin kendi gerçeği ya da konuştuğu olduğuna inanan siyaset erbabı ve toplum, iktidarın da kendi kendisine yerinden olacağına inanmış durumda. Tüm bu yanılsamanın özeti risk almadan muhalifçilik oynayanların ağır bir konforuna düşkünlük eğilimini anlatıyor.

Peker’in ifşaları savcılık, kitlesel parlamenter muhalefet ve yaygın medya nezdinde bir tartışmanın odağında bile değil. Defne isminin, bir gün önce anlatılan Kutlu Adalı’nın öldürülmesinden bile daha çok tartışıldığı bir alanda ifşaları karşı koyamadığı bir şehvetle dinleyenlerin biriken öfkesini sosyal medyadan taşırıp sokağa dökmek gibi bir niyet ve arzusu yokken değiştirilmeye ihtiyaç duyulan bir gündem yok iktidar açısından.

Bu ifşaların iktidar bileşenleri içinde bir huzursuzluk kaynağı olduğu ne kadar gerçekse huzursuzluğun sadece kire bulaşmış olanların teşhir olacağı korkusundan öteye gitmediği de o kadar gerçek. Ancak iki büyük denetleme mekanizması olan yargı ve medyanın iktidar kontrolünde olduğu ve iktidar denen mafya yapılanmasında herkesin suça bulaştığı hesaba katılırsa kimsenin kimseyi satamayacak pozisyonda olduğu gerçeği de tüm çıplaklığıyla karşımızda duruyor.

Var olan gerçekten sizin devletiniz mi?

Ortaya çıkan tabloda iktidarda kaygı yaratan ve dile getirilmeyen tek endişe, korku ile birlikte büyüyen öfkenin sokağa taşması. O yüzden mevzunun bir yankı odasından ibaret olan sosyal medyada sıkıştığı alanın dışına çıkmasını istemiyorlar. Çıkana da had bildirmeye çalışan tehditler savuruyorlar.

Siyasi parti kılığına giren bir çete çok zaman önce memleketin havasına, suyuna, toprağına, çocuklarımızın yarınına çöktü. Yurttaş değil de tebaa muamelesi yapılanlar elindeki bu devletin temiz olduğuna inanıyor mu gerçekten? Kirli, yozlaşmış bir başka rejimi sonlandırarak kurulan ve temiz olduğu sanılan devletin yerinde olduğunu, yıkılmadığını düşünenlere gördüğünün geçmişin bir illüzyonundan ibaret olduğunu söylemek de borcumuz.

Rejimin tepeden tırnağa değiştirilip Parlamentosu dahil tüm kurumlarının tamamen işlevsiz hale getirildiğini herkes söylemiyor mu?

Yargı sistemi adaleti yutan birer kara deliğe dönüşen adliye binalarında vesayet altında tutulmuyor mu?

Bir diğer, sivil denetim organı olan medya bir mafya rejiminin halkla ilişkiler ajansına dönüşmedi mi?

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyenlerin berbat yönetim anlayışıyla bir salgın hastalığın pençesinde ölüme terk edilmedik mi?

O kutsal sayılan devletin herhangi bir ülke nezdinde itibarı, parasının değeri kaldı mı?

Ormanlardan arazilerine, derelerinden limanlara, fabrikalardan kurumlara kadar devlete, kamuya, halka yani size ait olan ne varsa özelleştirme adı altında ilgilisi ve karar vericisine komisyonunu ödeyenlere peşkeş çekilmedi mi?

Bu talanın vergileri tüm yurttaşların kamburu haline getirilmedi mi?

Fırsat eşitsizliğinin yanı sıra bir de içi boşalmış bir eğitim sistemiyle diplomalı cahiller olarak mezun edilen gençler devlet malını peşkeş çekilenlere sömürülecek iş gücü haline getirilirken kendi çocukları, akrabaları ve yandaşları el üstünde tutulup lüks ve şatafata boğulmadı mı?

Geleceğe dair umutlarımız için…

Hem yanıtı kendi içinde barındıran bu sorular da hem de kavgasını verirken söylediğim her söz demokrasi mücadelesinin özüne dair bir çağrıyı barındırıyor. Ve bu mücadele parlamentoya da bizleri hapsetmek istedikleri sosyal medyaya da sığmaz. Sokaklar, meydanlar, parklar, yurttaşların bir araya geldikleri, taleplerini ve itirazlarını dile getirdikleri tüm alanlar, tıpkı seçim sandıkları gibi, demokrasi mücadelesinin olmazsa olmazlarıdır. Bugün üzerimize düşen, bu deli gömleğini giymeyi ve bizi sıkıştırmak istedikleri umutsuzluğu reddetmek; sokakları, kent meydanlarını eşit, adil, laik ve gerçekten demokratik bir Türkiye mücadelesiyle doldurmaktır.

Ve endişeniz olmasın. Devletin, iktidarın ve bu yapıyla ilişkili her türlü güç odaklarının kirini teşhir etmek, ülkeyi toplumu bu pisliklerden arındırmaya çalıştığımız demokrasi ve hukuk mücadelesi zaten yıllardır tek gündemimiz.

Devletin karanlıkları örten, hak arayanları ezen bir kalkana dönüşmediği içinde umutlarımız olan bir gelecek için konuşuyorum, çabalıyorum ve var olmaya devam ediyorum. Gücün istismarına, yaşamların sömürüsüne değil herkesin kendini ifade edebildiği bir gelecekte yurttaşların hayallerine aracılık eden bir devlet tasavvurunda buluşmak üzere..

@welg medya haber

  Bu haber 346 defa okunmuştur.   Editör: welg medya   Kaynak: Welg medya haber
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER POLİTİKA Haberleri
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Beşiktaş 40 26 8 6 89 44 84 +45
2 Galatasaray 40 26 8 6 80 36 84 +44
3 Fenerbahçe 40 25 8 7 72 41 82 +31
4 Trabzonspor 40 19 7 14 50 37 71 +13
5 Sivasspor 40 16 7 17 54 43 65 +11
6 Hatayspor 40 17 13 10 62 53 61 +9
7 Alanyaspor 40 17 14 9 58 45 60 +13
8 Fatih Karagümrük 40 16 12 12 64 52 60 +12
9 Gaziantep FK 40 15 12 13 59 51 58 +8
10 Göztepe 40 13 15 12 59 59 51 0
11 Konyaspor 40 12 14 14 49 48 50 +1
12 Başakşehir FK 40 12 16 12 43 55 48 -12
13 Çaykur Rizespor 40 12 16 12 53 69 48 -16
14 Kasımpaşa 40 12 18 10 47 57 46 -10
15 Yeni Malatyaspor 40 10 15 15 49 53 45 -4
16 Antalyaspor 40 9 14 17 41 55 44 -14
17 Kayserispor 40 9 17 14 35 52 41 -17
18 BB Erzurumspor 40 10 20 10 44 68 40 -24
19 MKE Ankaragücü 40 10 22 8 46 65 38 -19
20 Gençlerbirliği 40 10 22 8 44 76 38 -32
21 Denizlispor 40 6 24 10 38 77 28 -39
Takım O G M B A Y P AV
1 Adana Demirspor 34 21 6 7 64 27 70 +37
2 Giresunspor 34 21 6 7 54 25 70 +29
3 Samsunspor 34 20 4 10 58 30 70 +28
4 İstanbulspor 34 19 8 7 62 34 64 +28
5 Altay 34 20 11 3 66 39 63 +27
6 Altınordu 34 17 8 9 58 45 60 +13
7 Keçiörengücü 34 17 10 7 49 28 58 +21
8 Ümraniyespor 34 14 11 9 46 43 51 +3
9 Tuzlaspor 34 14 15 5 46 53 47 -7
10 Bursaspor 34 14 16 4 56 57 46 -1
11 Bandırmaspor 34 12 16 6 48 51 42 -3
12 Boluspor 34 12 16 6 38 41 42 -3
13 Balıkesirspor 34 9 17 8 35 53 35 -18
14 Adanaspor 34 9 18 7 44 55 34 -11
15 Menemenspor 34 7 14 13 38 62 34 -24
16 Akhisarspor 34 8 20 6 36 59 30 -23
17 Ankaraspor 34 6 20 8 33 61 26 -28
18 Eskişehirspor 34 1 25 8 23 91 8 -68
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 38 28 2 8 82 25 92 +57
2 Sakaryaspor 38 21 5 12 74 35 75 +39
3 Kırşehir Belediyespor 38 21 8 9 57 32 72 +25
4 Kırklarelispor 38 19 6 13 60 32 70 +28
5 Van Spor 38 21 11 6 59 35 69 +24
6 Bodrumspor 38 18 11 9 80 48 63 +32
7 Etimesgut Belediyespor 38 18 13 7 63 36 61 +27
8 Karacabey Belediyespor 38 15 12 11 52 41 56 +11
9 Turgutluspor 38 16 16 6 44 56 54 -12
10 Serik Belediyespor 38 13 11 14 51 48 53 +3
11 Pendikspor 38 15 16 7 66 53 52 +13
12 Pazarspor 38 15 18 5 60 64 50 -4
13 Tarsus İdman Yurdu 38 13 15 10 56 55 49 +1
14 Bayburt Özel İdare Spor 38 14 18 6 52 61 48 -9
15 Sivas Belediyespor 38 11 14 13 63 58 46 +5
16 1922 Konyaspor 38 11 18 9 47 49 42 -2
17 Kastamonuspor 38 8 18 12 31 58 36 -27
18 Elazığspor 38 10 22 6 61 90 33 -29
19 Mamak FK 38 6 26 6 32 121 24 -89
20 Kardemir Karabükspor 38 1 34 3 16 109 3 -93
Takım O G M B A Y P AV
1 Diyarbekirspor 30 20 2 8 43 18 68 +25
2 1928 Bucaspor 30 20 3 7 58 18 67 +40
3 Yeşilyurt Belediyespor 30 17 8 5 50 27 56 +23
4 Ofspor 30 14 5 11 43 31 53 +12
5 Arnavutköy Belediye 30 13 8 9 40 29 48 +11
6 Edirnespor 30 12 9 9 34 31 45 +3
7 Belediye Derincespor 29 10 9 10 38 29 40 +9
8 Artvin Hopaspor 30 10 11 9 41 44 39 -3
9 Fatsa Belediyespor 30 10 12 8 22 31 38 -9
10 Kızılcabölükspor 30 9 11 10 34 33 37 +1
11 Nevşehir Belediyespor 30 9 14 7 31 31 34 0
12 Çankaya FK 30 10 16 4 28 48 34 -20
13 1877 Alemdağspor 30 9 15 6 37 48 33 -11
14 Antalya Kemerspor 30 7 17 6 27 50 27 -23
15 Payasspor 29 5 16 8 29 53 23 -24
16 Manisaspor 30 1 20 9 22 56 12 -34
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 13/08/2021 Beşiktaş vs Çaykur Rizespor
 14/08/2021 Fatih Karagümrük vs Gaziantep FK
 14/08/2021 Altay vs Kayserispor
 14/08/2021 Hatayspor vs Kasımpaşa
 15/08/2021 Başakşehir FK vs Alanyaspor
 15/08/2021 Adana Demirspor vs Fenerbahçe
 15/08/2021 Antalyaspor vs Göztepe
 16/08/2021 Sivasspor vs Konyaspor
 16/08/2021 Yeni Malatyaspor vs Trabzonspor
 16/08/2021 Giresunspor vs Galatasaray
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 13/08/2021 Gençlerbirliği vs Eyüpspor
 14/08/2021 İstanbulspor vs Manisa FK
 14/08/2021 Balıkesirspor vs Boluspor
 14/08/2021 Denizlispor vs Bandırmaspor
 15/08/2021 Keçiörengücü vs Altınordu
 15/08/2021 Tuzlaspor vs MKE Ankaragücü
 15/08/2021 Bursaspor vs Adanaspor
 15/08/2021 Menemenspor vs BB Erzurumspor
 16/08/2021 Kocaelispor vs Ümraniyespor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 05/09/2021 Ankaraspor vs İnegölspor
 05/09/2021 Bayburt Özel İdare Spor vs Sakaryaspor
 05/09/2021 Bodrumspor vs Afjet Afyonspor
 05/09/2021 Çorum FK vs Diyarbekir Spor
 05/09/2021 Hekimoğlu Trabzon vs Etimesgut Belediyespor
 05/09/2021 Kahramanmaraşspor vs Serik Belediyespor
 05/09/2021 Sarıyer vs Ergene Velimeşe
 05/09/2021 Sivas Belediyespor vs Turgutluspor
 05/09/2021 Somaspor vs Niğde Anadolu FK
 05/09/2021 Van Spor FK vs Adıyaman 1954 SK
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 05/09/2021 Batman Petrolspor vs Bursa Yıldırımspor
 05/09/2021 Belediye Kütahyaspor vs Arnavutköy Belediye
 05/09/2021 Çatalcaspor vs Karaman Belediyespor
 05/09/2021 Elazığspor vs Bergama Belediyespor
 05/09/2021 Erbaaspor vs 1954 Kelkit Bld.Spor
 05/09/2021 Hendek Spor vs Fatsa Belediyespor
 05/09/2021 Kahta 02 Spor vs Artvin Hopaspor
 05/09/2021 Nevşehir Belediyespor vs Mamak FK
 05/09/2021 Sancaktepe FK vs Osmaniyespor FK
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
ŞANS OYUNLARI
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI